[ad_1]
Kitâplara bakmadan hüküm vermek tehlikelidir. Kelime-i tevhid çekebilir, duâ olarak bildirilen âyet-i kerîmeleri de okuyabilir.
[ad_1]
Kitâplara bakmadan hüküm vermek tehlikelidir. Kelime-i tevhid çekebilir, duâ olarak bildirilen âyet-i kerîmeleri de okuyabilir.
[ad_1]
Bir kişi okur, diğerleri dinlerse o zaman sohbet olur. Tek başına olan sohbet olmaz. Kitâp okumak, sohbetin yarısıdır.
[ad_1]
Bir kimse tek başına kitâp okumuş olsa, kitâp okumuş olur, istifâde eder. Ama iki-üç kişi bir araya gelmiş olsa, birisi okusa diğerleri dinlemiş olsa, sohbet olur. Sohbetteki istifâde, tek başına okumaktan daha fazladır. Dinlemeyi de kaçırmamalıdır. Bir kimse kitâp okuduğu zamân hem gözleri de ibâdet yapmış olur, hem de kulaklar dinlemiş olur. Bu imkân yok ise, meselâ (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) dâhil olmak üzere Hakîkat Kitâbevi, yayınladığı bütün kitâpların hepsini sesli olarak okutturdu. www.hakikatkitabevi.com.tr’ a da koydu. www.huzurpinari.com’da da var. Buradan da girip, bunların da seslileri dinlenebilir. Kendi bilgisayarımıza da indirebiliriz. Her zamân dinlenebilir. Elbette ki faydalıdır.
[ad_1]
Havalar soğudu. Sıcak olması, soğuk olması insana sıkıntı veriyor. Nasreddin Hoca merhuma; “Hocam, şu insanlar çok garip, hatta nankör. Kış olur; (Hava soğuk, keşke sıcak olsa) diye şikâyet ederler. Yaz olur (Hava çok sıcak keşke soğuk olsa der) yine şikâyet ederler demiş. Adamın bu sözlerini dinleyen Nasreddin hoca kaşlarını çatarak, sert bir şekilde; “Sus be adam! Bahara, İlkbahara bir şey mi dedik?” cevabını vermiş. Ehl-i sünnet âlimleri; “Dünya imtihan yeridir. Burada üzüntü de olur, sıkıntı da olur, soğukta olur, sıcakta olur, kışta olur, yaz da olur. Bunların hepsi anlayana ibrettir” buyurmuşlar. Kışa giriyoruz, bütün âlem sanki ölüyor. Baharla birlikte diriliyor. Bunların hepsi göz önünde yaşanıyor. İnsan gaflete dalmış, ibret almıyor. Allahü teâlâ mahşer günü; “Ey kulum! Dünya da görmedin mi? Ölümü, dirilmeyi bilmedin mi? İbret almadın mı? Niçin inanmadın? Neden tedbir almadın, hazırlık yapmadın?” diye sorduğunda ne cevap verilecek? Allahü teâlâ anlayışımızı arttırsın, hidayet nasip etsin. Dinimizi doğru olarak öğrenebilmeyi nasip ve müyesser eylesin.
[ad_1]
Sofrayı bekletmekten murad, sofra hazır olduğu hâlde oyalanmaktır. Meselâ akşam namazı vakti girdi, sofra da hazır, zihni meşgul edecekse önce yemek yemeli, sonra namazı kılmalıdır. Onun için sofra hazırsa hemen oturmalıdır.
[ad_1]
Duâlar genelde sessiz olur. Ama evdekilere öğretmek için, çoluğa çocuğu öğretmek için, onların duyabileceği bir sesle yapılabilir. Başkalarının yanında, veyâhud da kalabalık yerde de bilmeyenler vardır, yapamıyordur böyle zamânlarda o duâ yine sesli yapılabiliyor. Bu konuda fıkıh kitâplarında bir kayıd geçmiş, insanlara bu ve benzeri şekildeki duâları öğretebilmek için bunlara ruhsat, izin verilmiştir.
[ad_1]
Önemli olan vakti içerisinde kılmaktır. Hemen ilk girdiği vakit değil de, bir sâat sonra da kılınabilir. Onun mahzuru söz konusu değildir. Yeter ki, öbür vakit girmeden önce namâzınızı kılın.
[ad_1]
(Eğer yetmezse cebinden ödeyeceksiz, başkasına karışmam, sana verilen istihkak budur) diyorsa, az kullandığınız zaman artan sizin olur. Ama (Az gelirse telâfi ederim, artarsa da getirirsin) derse, kullanamazsınız.
[ad_1]
Bütün çârelere başvurmak gerekir. Kazaya bırakmak çok tehlikelidir. Gerekirse seferde iken mâlikî veyâ şâfii mezhebine uyarak cem etmelidir. Seferde kazaya kaldığı için iki rek’at olarak kılınacaktır.