Özürlüyüm. Her namâz vakti abdest almam gerekiyor, ama tarlaya falan gidiyoruz.…

[ad_1]

Hayır. Çünkü özürlü olan bir kimsenin, namâz vakti çıkar çıkmaz, başka abdesti bozan bir hâl olmasa bile otomatik olarak abdesti bozuluyor. İkinci namâz vakti girdiği zamân tekrar abdest alması gerekiyor. Böyle durumda olan hanefî, şâfi’î mezhebindeki bir müslümân mâlikî mezhebini taklîd ederse, abdesti bozulmuş olmuyor. Çünkü mâlikî mezhebinde vücûdun herhangi bir yerinden kan, cerâhat, sarı su çıksa, yellenme olmuş olsa, bunlar ara ara oluyor ise özür oluyor. Bir namâz vaktinde devam edip, ikinci namâz vaktinde de ara ara devam ediyorsa, hanefî mezhebinde artık bu kimse özür sâhibi oluyor. Her namâz vakti abdest alması gerekiyor.

Şâfi’îde de böyledir. Mâlikî mezhebinde özürdür, ama hanefî ve şâfi’îdeki gibi değildir. İmâm-ı Mâlik hazretleri, bunu semâvî bir özür olarak kabûl ediyor. Burundan çıkan ifrazât gibi diyor. Kendi elinde değildir. Dolayısıyla bu hâl abdesti bozmaz buyuruyor.

Bu şekilde şâfi’î ve hanefî mezhebinde olup da, böyle rahatsızlığı olan kadın ve erkek, gusül, abdest ve namâzda mâlikî mezhebini taklîd ederse, böyle sıkıntılı olduğu, zarûri durumlarda, bir abdest ile birkaç namâzı kılabilir. Durumumuz müsâid ise, hanefî mezhebinden çıkmadığımız için, tekrar abdest almamız, aliyyül alâ olur.