[ad_1]
Mürşid, irşad eden, yol gösteren, rehber demektir. Allahü teâlâ kullarına akıl ve irade verdiği hâlde, akıl ve irade her şeyi çözemiyor. Mutlaka ona bir yol gösteren lâzım. Bunun için Allahü teâlâ ilk insan ve ilk Peygamber olan Âdem aleyhisselâmdır. Dolayısıyla insanlığın başlangıçı rehberle başlamıştır. Ondan sonraki zaman dilimlerinde Allahü teâlâ her yüz senede bir (Nebî) göndermiş. Bin senede bir de (Resûl) olan Peygamberler göndermiş. Bin senede eşyada ve insanda muazzam değişiklik meydana gelir. Allahü teâlâ yeni emirler bildiriyor, öbürlerini nesh ettiriyor. En son olarak Muhammed aleyhisselâmı gönderiyor. Muhammed aleyhisselâm önceki Peygamberlerin getirdiklerini yürürlükten kaldırıyor. Bütün dinlerin itikâdları aynıdır, ama amelleri farklıdır.
İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe hazretleri gibi zâtlar rehber idi. Bunlara tâbi olanlar doğru yolda kaldı. Sonraki asırlarda da bu yolları doğru olarak anlatan rehberler, [Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleri, İmâm-ı Rabbânî hazretleri gibi…] geldi. İnsanlara Ehl-i sünneti, Allahü teâlânın beğendiği yolu anlatıyorlardı. Mürşid olan bir kimsenin hocası, kâmil ve mükemmil olmalıdır.
Bu zamanda Ehl-i sünnet âlimlerinin kitapları bizim mürşidimizdir. Meselâ Hakîkat Kitâbevinin yayınlamış olduğu kitapların hepsi, başta (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) olmak üzere bize yol gösterir. Peygamber efendimizin “aleyhissalatü vesselam” ve Onun raşid halifelerinin [Hulefa-i raşidinin], Eshâb-ı kirâmın yolunu gösteriyor. Bizi irşad edecek bunlardır. Dolayısıyla bu zamanda bize yol gösterecek olanlar, İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe hazretleri ve onun yolunda giden Ehl-i sünnet âlimleri ve onların kitaplarıdır.