Bir ateist öğretmen çocuğuma; Allahü teâlâ kimsenin kaldıramayacağı bir taş yaratsa,…

[ad_1]

Bu yeni bir şey değil. Komunistler de böyle söylüyorlardı. Tanrı kendinden daha büyük bir taş yaratabilir mi gibilerinden sözler sarfedip, kendilerince zihinleri bulandırma çabasındaydılar. Öğretmenlik yıllarımda komunist düşünceye kapılmış bir öğrencimde, sualdeki gibi söyleyip, cevap vermemi istedi. Bu sözüne gülünce, ne için gülüyorsunuz demişti. Cevap olarak; Dimağınızı öylesine bulandırmışlar ki, ne dediğinin farkında bile değilsin. Yaratırsa diye söylüyorsun. yaratılan, elbette Yaratanın “celle celalühü” esiridir. Yaratanın hükmündedir. Yoktan var eden, elbette yarattığını kaldırır, yükseltir. İnsan bile boyundan büyük, kaldıramayacağı binalar dikiyor. Sonrasında bunlara kendi yaptığı makinelerle söküyor, farklı bir şehre taşıyor. Dilerse altına dinamit koyup, boyundan kat kat büyük binaları indiriyor. İnsan yaratmaktan aciz halde, bunları yapabiliyorken; insanı da herşeyi de yaratan Allahü teâlâ dilediğini elbette yapar.  (Tanrı kendinden daha büyük bir taş yaratabilir mi, Allahü teâlâ kimsenin kaldıramayacağı bir taş yaratacak, bunu kendide kaldıramayacak şeklinde) senin gibi ahmakça sözler sarfedenler zihinlerinde ve bozuk itikatlarında Tanrı diye insan gibi aciz bir varlık, cisim düşündükleri için, böyle aptalca sözler söylüyorsunuz. Halbuki Allahü teâlânın şekilden ve cisimden münezzeh olduğunu bilseniz, böyle söylediğiniz sözlere sizlerde gülerdiniz şeklinde cevap verince sus, pus olup, yerine oturmuştu…

 

Aynı soru merhum Seyyid Ahmet Arvasi bey’e soruluyor. Öğretim üyesi olduğu yerde, komunist öğrenciler, çok zeki olduğu ve böyle çok bozuk kimseleri yanlış yoldan çekip aldığı için; beyin yıkıyor diyerek derslerine girmezlermiş. Bila ististna, kendini pek zeki sanan kibirli bir genç; Artık Üniversite öğrencisiyiz, bana tesir mi edecekmiş, ancak çocuklara tesir eder diye dersine giriyor. Ahmet Arvasi bey gelince, bu genç, amiyane tabirle mat etmek kastıyla:

 

– Bir soru sorabilir miyim? diye izin istiyor.

 

Ahmet Arvasi beyler; Tabi buyrun diye söz veriyorlar.

 

Söz alan genç; Ben…. diyor. Tanrıya inanmıyorum…

 

Ahmet Arvasi bey pek serin kanlılıkla; “İnanmadığınız varlık nasıl bir şey?” demişler.

 

Genç başlamış tarife; “Kocaman dev gibi bir şey, kolları böyle, şöyle ayakları var, böyle kafası var, Gözleri şöyle…” diye devam etmiş, sonrasında; “İşte böyle bir varlığa inanmıyorum” demiş.

 

Genci dinleyen merhum Ahmet Arvasi bey; “Yavrum biz de öyle bir varlığa inanmıyoruz” deyince Genç afallamış, neye uğradığını şaşırıp yerine oturmuş.

 

İşte bize sual soran o gence de böyle söyledik. Bunlar hâşâ Allahü teâlâyı aciz, cisim şeklinde bir varlık zannettikleri için böyle saçmalıyorlar. Böyle kimseye bir şey anlatılmaz, zira kafası almaz. Bu ahmaklar Dünyayı ve diğer gezegenleri düşünemiyorlar. Kaya’ya takılıp kalmışlar. Dünya büyüklüğünde kaya yapılabilir mi? Kaya ile uğraşacağına Dünyayı büyüklük olarak ele al. Bunlar Dünya, Güneş ve diğer gezegenler kendi yörüngesinde diyorlar. Kim koydu o yörüngeyi, orada nasıl kalıyor bunca gezegen? Bir milim güneş Dünyaya yakın olsa, Dünya yanar, bir milim uzak olsa Dünya donar; bu ince hesap, bu müthiş nizam, hiç milim kaymadan yerinde kalan, bunları orada tutan, o yükseklikte tutan, kaldıran gücü bu ahmaklar düşünemiyorlar. 1 Milyar Dünyayı, Güneş içine koysan, alır yani o kadar büyük deniyor. Bugünkü hesaplamalara göre, böyle Güneş gibi 200 milyar yıldız, Samanyolu galaksisinde var, böyle Samanyolu galaksisi gibi milyarlaca Galaksi var, deniyor. Bunları insafla düşünen kimse böyle ahmakça söz etmeye cesaret edebilir mi? Daha bu anlatılanlar birinci kat semada. Bunun üstünde 1 kat sema daha var ki, bunların yeni şeyler keşfettikçe hayretten kafa taslarının çatladığı bu birinci kat sema, 2.kat semanın yanında çöle atılmış iğne mesabesindedir deniyor. Ve bunun gibi 2.kat semanın üstünde, bir kat sema daha var ki, o da böyledir diye 7 kat sema olduğu bildiriliyor. Bu ahmaklar bir kayaya takılmış kalmışlar. İşte bunların kafaları anca bu kadarını alıyor. Maalesef bunca mahlukatı, müthiş bir ahenk içinde tutan, gücü düşünemiyorlar, anlamıyorlar, anlamak istemiyorlar.