[ad_1]
Durup dururken adam niye bunu söylüyor. Şimdi, ondan sonra çâre aranıyor.
Bir defa söylenirse, (Talâk-ı ric’î) olur. Tekrar dönebilir, ama bağın birisi gitmiştir. Üç defa söyledğini bildiği hâlde, bir defa diyorsa, yalan söylüyorsa, devamlı zinâ etmiş olurlar. Koca buna ehemmiyyet vermiyorsa, imânı gider, kâfir olur. Bir erkeğin, kızdığı zaman hemen buna sarılması da ahmaklık olur. Dînini bilen, Allahü teâlâdan korkan, âhirette hesap verecek olan bir erkek, böyle bir laf etti ise, bir defa söyledim diye yalan söyleyemez. Çünkü, devamlı sûretle zinâ edecektir, günâh işleyecektir. Kadının da, erkeğin de, bu konuda çok titiz davranması lâzımdır.
Erkek diyorsa ki, bir defa söyledim, bağın birisi kopmuştur. Bir daha geri gelmez. Akid, üç bağla bağlıdır, birisini fesh etti mi, geri gelmez. Üç defa dediğini hâtırlarsa, hanefi mezhebine göre çıkış yolu yoktur. Bu kadın bir başkası ile evlenecek, bu adam da onu boşarsa veyâhud da bu adam ölürse, ilk kocası ile tekrar evlenebilir.
Şâfiî mezhebinde, hanefi mezhebine göre daha ağır şartlar bildirilmiştir. O akdin olabilmesi için, kadının velisinin [babadır, abidir, amcadır] orada bulunması, şahidin erkek olması ve fâsık olmaması, beş vakit namazını kılan sâlih erkek olması lâzımdır. Tezvic, nikâh kelimelerinin kullanılması lâzım. İlk dîni nikâh akidleri hanefi mezhebine göre uygun, şâfiî mezhebine göre uygun olmadı ise, yeniden şâfiî mezhebine göre, bu şartları yerine getirilmek sûretiyle akid yapılır ve evliliğe devâm edilir. Artık nikâh ve talâkta, şâfiî mezhebi taklid edilir. Bu şekilde evlilik, yuva kurtulabilir.
Önceden olan hatâlar düzeltilir, islâmiyyete uyulur, mesele biter. Ama erkek de, kadın da, birbirlerinin hatâ ve kusurlarını kollayıp, söyleyeceğimden geri kalmıyayım diyerek, dilllerini tutmazlarsa, neticesi bu olur. Kitâplarda, fitne çıkarmamalı deniyor.
Enver abiler anlatılırlardı, (Kavga iki diri arasında olur). Erkek de, kadın da, benim dediğim olacak derse, vuruşma kaçınılmaz olur. Fiziken de, Allahü teâlâ erkeği kuvvetli, kadını da zayıf yaratmış. Vuruşma neticesinde sonuç belli. Bunu bilmek yetmiyor. Kanaat, sabır kalmamış. Hürmet, saygı kalmamış. İslâmiyyetden uzaklaşılınca neticesi bu olur. Kadının da erkeğin de oturup düşünmesi lâzım. Hiç kimse kendisinin hatâlı olduğunu kabul etmiyor, sabretmiyor, kanaat etmiyor, eline geçene de şükretmiyor. Ondan sonra da evde huzur olsun! Meselâ kadın, koca ararken, kendisine köle arıyor. Erkek de, dînini bilmiyor, kendisini eğlendirecek malzeme arıyor. İkisi de yanlış. Bu, evlilik değildir. Evlilik kutsal bir yuvadır. Eğer zulm edeceksen, mihnetsen, sıkıntıysan evlenme! Zulm etmek harâm olur.
(Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye)de, bir kitâptan bir nakil var: Meselâ harâmlar anlatılıyor, sonra, (Bunları anlatmaktan maksadımız, insanları fâsık, günâhkâr diyerek onlara hakâret etmek için değildir. Belki de, bu insanlardan daha çok günâhkâr olan biziz. Ama Allahü teâlânın emrini bildirmek de, âlimlerin, din adamlarının vazifesidir.
Cenâb-ı Hak, hepimizin anlayışını da artırsın ve islâmiyyeti doğru olarak öğrenip, onlara uygun hareket etmemizi nasib etsin, inşâallahü teâlâ..