Babam yoğun bakımdaydı. Acâba orada salevât, kelime-i şehâdet getirdi mi?

[ad_1]

Bu, ona bağlıdır. Ömrü boyunca salevât-i şerîfe, kelime-i şehâdet, kelime-i tevhîd getirmişse, kelime-i tenzîh okumuşsa, istigfâr okumuşsa, orada hâtırına gelir. Çünkü yoğun bakımda akıl örtülür, kalbdeki olanlar meydana çıkar. Ama bunları hiç söylememişse nasıl getirecek ki, olmayan şey nasıl söylenecek ki? Bunlar kalbe inmeyince, bunlar hâtırına gelmez.

Diyelim ki, bunları çok söylemedi. Hayır yaptı, insanları sevindirdi, Allahü teâlânın kullarına yardım etmiş ise, o zamân Allahü teâlâ ona yardım eder. Çünkü bir hadîs-i şerîfde, (Kim ki bir mü’min kardeşinin ihtiyâcını temîn ederse, mahşer günü ameller tartılırken terâzinin başında duracağım. Benden imdâd isteyince, o zâta mutlaka şefâat edeceğim) buyruluyor. Yine Ebû Hüreyre “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinin naklettiği bir hadîs-i şerîf var: (Kim ki bir müslümân kardeşinin ihtiyâcını temîn ederse, Allahü teâlânın yakın dostu ve velî kulu olur. Bir kimse mü’min kardeşinin sıkıntısını gidererek sevindirirse, Allahü teâlâ o mü’mine mahşerde, sırâtı geçerken iki tâne nûrdan ışık verir. Bu iki nûrun ziyâsının kudretini yalnız Allahü teâlâ verir). Buna benzer hadîs-i şerîfler var.