[ad_1]
Maliki mezhebini taklid eder. Çamaşırına idrar bulaşsa da, maliki mezhebinin bir kavline göre necâset de namaza mâni olmadığından namazını rahatlıkla kılabilir.
[ad_1]
Maliki mezhebini taklid eder. Çamaşırına idrar bulaşsa da, maliki mezhebinin bir kavline göre necâset de namaza mâni olmadığından namazını rahatlıkla kılabilir.
[ad_1]
Öyle değildir. Yorum olmaz. Duymadığına göre yaptığı câiz değidir. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâpları okunmayınca, böyle kıyas yapılır. Duyulan ezâna okunur.
[ad_1]
Bir kimse, bayram günleri hariç (Ramazan-ı şerifde zaten farz) hergün oruç tutacağım diye bir adakda bulunsa, yani yapması güç olan bir şeyi adasa, bunu da yapması mümkün olmasa, böyle durumlarda yemîn keffâreti verilir. Bir fakiri on gün sabah-akşam doyurur. Veya on fakiri bir sabah, bir akşam doyurur. Veyâhud da durumu müsaitse on fakiri giydirir. Giydirme müsait değilse yedirmeye bakılır. Buna da gücü yetmiyor ise, on ayrı fakire din kitâbı (meselâ 10 tane İslâm ahlâkı kitâbı) verir. Buna da gücü yetmiyorsa, üç gün arka arkasına oruç tutar, buyuruluyor.
[ad_1]
Oruç tutulmaz. Eğer, hayvan kesecek gücü olmadığı hâlde (Şu işim olursa, Allah rızası için bir hayvan keseceğim) denilmişse sahih olmaz. Adağın yerine getirilmesi lazım gelmez. Böyle sahih olmayan nezri kasten yapmak günahtır. Ama adarken kesebilecek durumda olup sonradan durumu bozulmuş ise kurban denmediği için istediği zamanda bu adağını yerine getirebilir.
[ad_1]
İyileşinceye kadar bekler. Şayet hiç iyileşme imkanı yoksa yemin kefareti vermesi lazım.
[ad_1]
Ameliyat anında veya bir hastalıktan dolayı hastahaneye kaldırılmış garip, kimsesiz olanlar, enkaz altında kalanlar, suda boğulup ölenler, trafik kazasında ölenler, kansere yakalananlar, bulaşıcı bir hastalığa yakalananlar, (sârî hastalıklar diye geçiyor) bunların îmânı varsa Allahü teâlâ şehîdlik nasîb eder.
[ad_1]
Anne baba hasta ise elbette gitmek gerekiyor. Kadının yalnız başına sefere çıkmasına dînimiz izin vermiyor. Bu, kadının lehindedir. Yanında mahremi olması gerekir. Mahremi yok ise, hanefî mezhebinde bir kavle göre, otobüsde namaz kılan yabancı bir erkek varsa, (Namaz kılan Allahü teâlâdan korkandır. Bir başkasının o kadına zarar vermesi netîcesinde müdâhale eder. Irzını, nâmûsunu, iffetini, malını-mülkünü korur, kollar) gidilebilir. Böyle zarûri durumlarda bu kavilden istifâde edilerek gidilebilir.