[ad_1]
İmân alâmetidir.
[ad_1]
İmân alâmetidir.
[ad_1]
Hadîs-i şerîflerde var. Kur’ân-ı kerîmde tabiî ki yazmıyor. Hoca kılıklı bu adam, vehhâbî itikâdındadır ve mezhebsizdir. Buna itibâr etmemelidir. Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm”, açık ve net bir şekilde, bir hadîs-i şerîfde buyuruyorlar ki, (Ölen bir kimse, denize düşmüş, yüzme bilmeyip imdâd diye bağıran kimsenin hâline benzer. Ona Kur’ân-ı kerîm okuyarak, sadaka vererek yardımına koşun). Bir kimse ibâdetlerini yaptığı zamân, hanefî mezhebinde, namâz, oruç, zekât…, hepsi dâhil, bunların sevâbını başkasının hânesine gönderebilir. Cenâb- Hak da, onun hânesine yazar. Dünyâda çalışmadan hediye geliyor ya. Bu adamların itikâdı bozuktur, bunlara itibâr edilmez.
[ad_1]
Birinci şart arayacak. Mağaza sahibi ölmüş olsa bile mîrâscılarına verecek. Mîrâscıları da bulunamazsa, almış olduğu malın bedelini fakire verecek ve sevâbını ona gönderecek. Yarın mahşer günü o mal sahibinin karşısına çıkar, orada görür.
[ad_1]
Çocuklara taksim etmesin, çocuklar fakir olarak kalsın. Çocuklarından vekâlet alsın. Onlar adına alsın.
[ad_1]
Taksitli borçlar ile nisâbdan düşülür ise, zekât vermek farz, kurban kesmek de vâcib olmaz.
[ad_1]
Ona sormalı, Kur’an-ı kerimden ve hadis-i şerifden din öğrenildiği hangi kitapta yazılıdır?
[ad_1]
Hangi sebepten olur onu bilemeyiz. İslamiyet’in emrine uygun yaşanırsa bu hallerin bir kıymeti olur.