Aşûre günü olması sebebiyle neler söylersiniz?

[ad_1]

Bugün Aşûre günüdür. Oruç tutanlar da var. Bazıları dünden başlamıştır. Muharremin onuncu günü tek olarak oruç tutmak mekrûhdur. Bugün başladı isek, yarın da tutmamız gerekir. Çünkü hadîs-i şerîfde, (Muharremin onuncu günü tek olarak oruç tutmayınız). Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” Medîne-i münevvereye hicret buyurdukları zamân, Muharremin başı da, hicrî târîhin yılbaşı oldu.

Aşûre gecesi geçti. Dün gece idi. Bugün de günüdür. Kıymetli bir gündür. Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” Aşûre gününde oruç tutmayı, selâmlaşmayı, sadaka vermeyi, evin nafakasını çok fazla temîn etmeyi tavsiye buyumuştur. Sevâbının çok olduğu bildirilmiştir. Bugünlerde, dili ve gönlü boş bırakmamalıdır.

Muharremin onuncu günü de, dünyâ târîhinde çok enteresan şeyler olmuş. Meselâ Âdem aleyhisselâmın yeryüzüne indirilmesi, tövbesinin kabûl edilmesi, hazret-i Havvâ vâlidemizle buluşması, Nûh aleyhisselâmın gemisinin Cûdî dağına inmesi, Mûsâ aleyhisselâmın Kızıldenizden geçmesi, Yûsüf aleyhisselâmın, babası Ya’kûb aleyhisselâmla buluşması, Yûsüf aleyhisselâmın kuyudan kurtulması, Eyyûb aleyhisselâmın hastalıkdan kurtulması, Îsâ aleyhisselâmın diri olarak göke kaldırılması, İdrîs aleyhisselâmın diri olarak göke kaldırılması, Yûnüs aleyhisselâmın balığın karnından kurtulması hep bugüne rastlamış. Böyle önemli bir gündür.

Böyle günlerde birbirimize duâ etmemiz gerekir. Neyin hayırlı olduğunu biz bilemeyiz. Geçen sene bugünler ulaşıp da, âhirete intikâl edenleri de unutmamalı, onlara da duâ etmelidir. Bir gün gelecek, biz de Aşûre gününe rastlayamayacağız ve toprak altında olacağız. Hatta belli bir zamân dilimi geçtikten sonra unutulup gideceğiz. Onun için, cenâb-ı Hak hepimizin hakkında hayırlısını nasîb etsin. Aşûre günümüzü hayırlı ve mübarek eylesin. Cenâb-ı Hak hayırlara vesîle kılsın.

Aşure günü geldi. Neler söylersiniz?

[ad_1]

Tüm İslam aleminin Aşure günü mübarek olsun. Aşure çok kıymetli mübarek günlerdendir. Bugünlerde oruç tutulması tavsiye edilmiştir. Kitaplarda mübarek günler için ya hesapla bulunan gündür ya da sonraki gündür buyruluyor. Böyle hilalin görülmediği yerlerde, hesapla hareket edilen yerlerde, ihtiyatlı hareket etmelidir. Dolayısıyla bugün oruç tutanlar yarında tutarlarsa iyi olur. Bugünlerde (bilhassa geceleri) fıkıh kitapları, ilmihal kitapları okunur. Gündüzleri de oruç tutulur. Böylece günler ihya edilir, boş geçirilmemiş olur. 

Aşûre günü alış-veriş yapmak berekete sebep olur mu?

[ad_1]

Böyle mübarek zamân dilimleri [Aşûre günü, Cum’a gecesi ve günü] içersinde o günün farklılığını belli etmek için, gusül abdesti almak, yeni veyâ en azından temiz bir şey giymek ve o gün çoluk çocuğun nafakasını artırmak gerekir. Bu şekilde kıymet ve değer verince, cenâb-ı Hak onlarda bereket yaratıyor. Ama yapılan alış-verişden değil. O güne kıymet vererek, çoluk çocuğunun nafakasını, emre ve tavsiyeye uyarak ittibâ edilirse, Allahü teâlâ da bereket ihsân eder. Yani, çoluk çocuğunun nafakasını biraz daha fazlalaştırmak. Bereket, az malın çok iş yapmasıdır. Aşûre gününde bunları yapmanın herhangi bir mahzuru olmadığı gibi, o güne kıymet ve değer vererek çoluk çocuğunun nafakasını fazla yapmak, o güne değer vermek açısından olduğu için, cenâb-ı Hak bereket ihsân eder.

Asrın müceddidi kimdir?

[ad_1]

İmâm-ı Rabbânî hazretleri, müceddid-i elf-i sânîdir. Ama kendi asrında, sadece onu tanıyanlar ve bilenler hissediyor. O zât demiyor ki, (Ben müceddidim), yaptığı hizmetlerden açığa çıkıyor. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleri, hicrî onüçüncü asrın müceddidi idi. Ama (Ben bu asrın müceddidiyim) demedi. Bunlar söylemez, hizmetleri ile belli olur. İmâm-ı Gazâlî hazretleri, hicrî beşinci asrın müceddidi idi. İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe hazretleri, hicrî ilk asrın müceddidi idi. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin zamânında bid’atler öyle bir yaygın ki, imâm-ı Rabbânî hazretleri bunların hepsini dağıtıyor. Ehl-i sünnet itikâdını, Ehl-i sünnet bilgilerini yayıyor, yerleştiriyor ve her tarafa da ulaştırıyor ise, o asrın sahibi odur. Ehl-i sünnet âlimlerinin özellikleri ve husûsiyyetleri var. Böylelerinde, din bilgilerinin ikisinin de olması lâzımdır. [Yani hem naklî kısmı, hem de aklî kısmı]. Ayrıca, kalben de bunların yetiştirilmesi lâzımdır. (Vilâyet-i hâssa-i Muhammediyye) ile şereflenmesi lâzımdır.