[ad_1]
Hayır olmaz. Dînî nikâh akdini fesh edecek bir şey olmadığı süre içerisinde, nikâh akdinde zaman aşımı söz konusu olmaz. Yani, nikâhları devam ediyor demektir.
[ad_1]
Hayır olmaz. Dînî nikâh akdini fesh edecek bir şey olmadığı süre içerisinde, nikâh akdinde zaman aşımı söz konusu olmaz. Yani, nikâhları devam ediyor demektir.
[ad_1]
Doğru. Erkek çocuklar sünnet edilir, öldüğü zamân da cenâzesi câmiye getirilir ve cenâze namâzı kılınır. Bu kadar. Bu kimse ömründe namâz kılmadı, oruç tutmadı, itikâdî konularda dengesizce hareket etti. Câmide cenâze namâzı kılınsa, müslümân mezârlığına gömülse, bu kimse kurtulmaz. Hadîs-i şerîf var, (Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz).
Bir kimsenin itikâdı vardır, ama gevşelik, tenbellik ediyor, bulunduğu çevre itibâriyle namâz kılamıyor, kılamadığı için üzülüyor. Oruç tutamıyor, tutmadığı için üzülüyor. Zamân zamân iç dünyâsında ağlıyor. Böyle kimse son nefesinde îmânını kurtarabilir. Ama namâz kılmak hâtırına bile gelmeyen, (Çalışıyoruz, bu da ibâdet. Sen geç onları) filan diyorsa, zaten bu sözü ile îmânını çoktan bitirmiş. Bu kimse son nefesde nasıl îmânını kurtarabilecek? Yaşayışı, düşüncesi hiç islâmiyyetle bağdaşmayan kimsenin îmânı yok demektir. Bir erkeğin müslümân olduğuna alâmet namâzıdır. Bir kadın da tesettüre riâyet ediyorsa, müslümân olduğuna alâmetdir. Ama tesettüre riâyet etmiyor da, üzülüyor, yine îmânlıdır.
[ad_1]
Mantık dîni değildir. İslâmiyyet nakil dînidir, selîm olan akla uygundur.
[ad_1]
Kimse kendi kaderini yapmaz. Kader, Allahü teâlânın ezeldeki ilmidir. Allahü teâlâ ezelde olacakların hepsini biliyordu. Allahü teâlâ mülkünden gâfil olur mu? Cenâb-ı Hakkın ilim sıfâtı var, herşeyi bilir. Kader iş olduktan sonra söylenir. Kader, ilm-i mütekaddimdir, Allahü teâlânın sonsuz öncelerde bilmesidir. Kul fiilin hâlıkı değildir. Yaratıcı Allahü teâlâdır. Kul sadece tercih eder, Allahü teâlâ da yaratır. Kul sadece sevab ve günah kazanma yolundan birini tercih eder.
[ad_1]
Falanın veya filanın evliya olması bizi ilgilendirmez. Yaptıklarına yazdıklarına bakılır. Ameline bakılır, kitabı varsa kitabına bakılır. İnsanların büyük bilmesi değil, Allahü teâlânın büyük bilmesi. İnsanların hakir görmesi değil, Allahü teâlânın hakir görmesi önemlidir. Bir kimse ne yaptı ne etti, ona bakılacak ahirette. İslamiyet’i bozmak için mi çalıştı, İslamiyet’in içini boşaltmak için mi çalıştı, insanları cehenneme gönderen yola mı sevk etti, etiketi, kariyeri ne olursa olsun orada çıkacak meydana. Ak mı, kara mı? İnsanların dediğine, şöyleydi böyleydi buna bakmazlar.
[ad_1]
Kur’an-ı kerim okunurken yatsı devreye girmiş olsa, [ezan-ı Muhammedi sünnete uygun okunsa bile] kesilmez, devam edilir.
[ad_1]
Allahü teâlâ sebepler altında yaratmıştır. Doktora gittiğimiz zaman şifâyı doktor vermiyor, ilaç da vermiyor. Doktor ve ilaç vesiledir.
Yaratan, veren Allahü teâlâdır. Peygamberler kendilerinde söylemiyorlar. Vârisleri de, bizi Peygamber efendimize, Allahü teâlâya kavuşturan sebeplerdir, vâsıtalardır. Onlar vermiyor ki, Onlar vâsıtasıyla veriyor. Allahü teâlânın, âdet-i ilâhiyyesi böyledir.
[ad_1]
Aracılık, komisyonculuk yapıyor. Bu komisyonculuk internet üzerinden de olur. Bir mahzuru olmaz.
[ad_1]
Hep sabretmek lazım. Cenab-ı Haktan gelen sıkıntılara hep sabretmek lazımdır. Takat getirilemezsei oradan uzaklaşılır.