Bazı kişiler anlatırken ve yazarken, (İslâm Peygamberi) diyorlar, böyle söylemek doğru…

[ad_1]

Bu fitneyi ilk çıkartan Hamîdullah oldu. İtikâden bozuktur. İsmâ’îlî fırkasına mensûbdur. Ehl-i sünnet değildir. (İslâm Peygamberi) demek sûretiyle, bu sadece müslümanların Peygamberidir demek istiyor. Hâlbuki, Allahü teâlâ Kur’an-ı kerimde, Hâtem-ün-nebiyyîn, buyuruyor. Sadece islâmın değil, kıyamete kadar gelecek olan bütün insanlara peygamber olarak gönderilmiştir. Hâtem-ün-nebiyyîndir. Bütün âlem Onun hürmetine ve şerefine yaratılmıştır. Dolayısıyla bu, sinsice uydurulan bir kelimedir. Bu din düşmanlarının, bozuk fırkaların, bid’at ehlinin Peygamber efendimize ve islâmiyyete düşmanlığının neticesidir. İslâm Peygamberi denmez, müslümanların Peygamberi de denmez. Böyle kitâblara, böyle yazanlara itibâr etmemelidir.

Bazı kimselere taburede namazın caiz olmadığını söyledim Onlarda oturamayacaklarını ve ayaklarını…

[ad_1]

Ayakta duramayan dizüstü oturur. Dizüstü oturamazsa bağdaş kurar. Bağdaş da kuramayan iki ayağını kıble istikametine karşı uzatır, sırtını da duvara yaslar, namazını kılar. Eğer İslamiyete uymak isteniyorsa, böyle yapılır. Emir, edepten üstündür. Normal zamanda kıbleye karşı ayak uzatmak mekruhtur.

Bazı kimselere papa hazretleri gibi ifadeler kullanıyorlar. Böyle söylemek uygun mudur?

[ad_1]

Allahü teâlânın en son gönderdiği din [Muhammed aleyhisselamla] bu dindir. Âl-i imrân sûresinde, (Allahü teâlâ indinde olan islâmiyyettir) buyurduğu dine düşman olan bir kimseye ve onun başındakine hazret demek, olmaz.

Bazı kimseler, büluğa eren kız çocuklarına maliki mezhebini taklid ettirerek, Kur’an-ı…

[ad_1]

Diş dolgusu sebebi ile hanefi ve hanbeli mezhebindekiler maliki veya şafii mezhebini taklid etmelidir, dediğimiz zaman (olmaz) diyorlar. Halbûki burada cenâbetlikten kurtulması lâzım, bunun başka çıkış yolu yoktur. Ama burada hanefi mezhebindeki bir kızcağıza, (maliki mezhebini taklid ediver) deniyor. Peki o (olmaz) nerede kaldı? Neye göre oluyor bu? Kur’an-ı kerim öğrenmesi farz değildir. Elbette ki öğrenmesi güzel olur. Ama sadece namaz kılacak kadar öğrenmesi farzdır, buyuruluyor. Muayyen gününün dışındaki zamanlarda okuma imkânları vardır. Bu konuda zaruret yok, zaruret olmadığı gibi ihtiyaç da yoktur. Dişi doldurtma ve kaplatma meselesinde ise cenâbetten kurtulma durumu söz konusudur. Eğer cenâbetten kurtulmazsa bu kimsenin namazı ve abdesti olmaz. Abdeste ve gusle bağlı ibâdetlerin hiç birisi olmaz. O kızcağızların içerisinde dolgusu veya kaplaması olup da, maliki mezhebini taklid etmeye niyet ettikleri zaman (olmaz, buna gerek yok) deyince, cünüb olarak Kur’an-ı kerim tutmasına sebep olunuyor, Kur’an-ı kerim ezberletiliyor. Kur’an-ı kerim öğrenme konusunun zaruretle hiç bir alâkası yoktur. Dolayısıyla burada taklid edilmez.

Bazı kimseler, Allahü teâlânın Peygamber Efendimizi özenerek yarattığını söylüyorlar, doğru mudur?

[ad_1]

Düşünüp de yaratmış, özenerek yaratmış, çok iyi tasarlamış kelimelerini Allahü teâlâ için kullanmak çok büyük tehlikedir, küfründen korkulur.

Allahü teâlâ, Resûlullah “sallallahü aleyhi vesellem” efendimizi kendisi övüyor, (Levlâ ke lemâ halaktül eflâk), (Seni yaratmasaydım, bu kâinatı yaratmazdım). Ondan sonra Ehl-i sünnet âlimleri öyle güzel övüyorlar ki, Allahü teâlâ yarattığı mahlûklar içerisinde onlara vermediği bütün özelliklerin, güzelliklerin hepsini Ona ihsân etmiştir. Böyle demek varken, (Özenerek, bezenerek yaratmış) denir mi? Nakli esas almayan, kafasına göre âyet-i kerimeleri açıklayanların kitâpları okursa, netice itibâri ile bu adamın geleceği çizgi de bu. Etiketi, kariyeri ne olursa olsun, adamı küfre kadar götürür. İnsanlar için kullanılan sıfâtları, Allahü teâlâ için kullanmak ve Allahü teâlâya mahsus olan sıfâtı da insanlar için kullanmak çok tehlikelidir. Meselâ yaratma sıfâtını insanlar için kullanmak çok tehlikelidir, küfürdür, buyruluyor.

Bazı kimseler sen önce sünnetle beraber namazını bir kıl kaza namazları…

[ad_1]

İnsafla (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye)deki kaza namazları bahsi okunmalıdır. Dört mezhebten üçünde, kazaya kalan namaz borcu olan kimsenin nafile namaz kılması haramdır. Bunun için dört mezhebde de beş vakit namaz kılan kimse sabah namazının sünneti hariç diğer sünnetleri kazaya niyet ederek kılmalıdır.

Bazı kimseler şefaatin olmadığını söylüyorlar doğru mudur?

[ad_1]

Şefaatin olmadığını söyleyenin itikadı bozuktur, Ehl-i sünnet değildir. Eshab-ı kirâmın da, alimlerin de, şehidlerin de şefaat hakkı var. Bunu cenâb-ı Hak veriyor. Şefaat hakdır ve Ehl-i sünnet âlimlerinin hepsi de âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle bildirmiştir.

Bazı kimseler Peygamber Efendimizin şakkul kamer (ayın ikiye ayrılması) mucizesini inkar…

[ad_1]

İtikadı bozuk olanlardan bazıları da Peygamber efendimizin bazı mucizelerine inanmıyorlar. Allahü teala Peygamberlerini güçlendirmek için Onlarda mucize yaratır. İkiye bölen yine Allahü tealadır. Cenab-ı Hakkın gücü sonsuzdur. O gücü ile Peygamber efendimize “aleyhissalâtü vesselâm” (Şakkul-kamer) mucizesini verdi. İnkâr edenler, kendileri gibi düşünüyorlar. Mezhebleri inkâr edenlere mezhebsiz, din adamı şekline girip de, dîni bozmak, insanların kafasını karıştırmak isteyenlere de din yobazı, yani zındık denir. Böyle zındıklar çoktur. (Şakkul-kamer) mucizesi hakdır. Burada birazcık akıl sahibi olan, insaf sahibi olanlara cenâb-ı Hak merhamet etmektedir. Hâdise bundan ibârettir.