Ben, (Allahümme salli ala seyyidina Muhammed) diyorum. Bu salavat-i şerife midir?

[ad_1]

Salevat-i şerifenin bir çok kısımları var. Meselâ, (Delail-i hayrat) gibi kitaplar, bu salevat-i şerifelerin çeşitlerini bildirmişler, nakletmişler. Bunlar kendileri uydurmuyor, Peygamber efendimizden “aleyhissalâtü vesselâm” Eshâb-ı kirâm işitiyor ve değişik kanallardan kitaplara intikâl etmiş. Onun için yüzlerce salevat-i şerife şekli var.

Salevat-i şerifenin en kısası, (aleyhiselâm)dır. Onun için Peygamber efendimizden “aleyhissalâtü vesselâm” bahsederken, sallallahü aleyhi ve sellem”, “aleyhissalâtü vesselâm” diye yazmaya devam etmelidir. Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” ism-i şerifi ilk zikredildiği zaman, “sallallahü aleyhi ve sellem”, “aleyhissalâtü vesselâm” gibi tazim ifade eden bir şey söylemek vaciptir. Allah lafzının “celle şânehu” ilk söylendiği zaman da tazim ifade eden, “teâlâ”, “celle şânehu”, “Azze ve Celle” gibi sıfatlardan birisinin söylenmesi vaciptir, ondan sonrakilerde söylenmesi müstehabdır. Onun için Allah lafzını söylerken, (Allahü teâlâ) diye alıştırmalıdır.

Ben zekatımı nasıl vereceğimi bilmiyorum. İzah eder misiniz?

[ad_1]

Zekât bir emirdir. İslâmın beş şartından birisidir. Kur’an-ı kerimde defalarca tekrar edilmiş ve bildirilmiştir. Farzdır. Fıkıh kitâplarında, Kur’an-ı kerimdeki ve hadis-i şerifdeki bildirilen hükümler açık net bir şekilde buyuruluyor. Dört türlü zekât malı vardır. Yani dört türlü şeye mâlik olan, bunlardan, yine dînimizin bildirdiği oranda bunlardan ayırıp, Allahü teâlâ böyle emretmiştir diye bildirilen yere verilir. Bu dört türlü zekât malından birincisi altın ve gümüştür. Allahü teâlâ altın ve gümüşü, insanlar arasında muamelede ölçü birimi olarak yaratmıştır.

20 miskal deniyor. Bir miskal de 4,8 gramdır. Dolayısıyla çarpınca karşımıza 96 gram çıkıyor. 96 gram altını veyâ bunun karşılığı dövizi, Türk lirası, parası olan bir kimseye dînimiz zengin diyor. Bu miktar elinize geçtiği zaman tarihi yazarsınız. Seneye o gün geldiği zaman, elinizdekileri, alacakları ortaya koyacaksınız. Kırkta birini ayıracak ve vereceksiniz. Her sene elimizde, 96 gram ve yukarısı kaldığı müddetçe zekâtı verilecek.

Ticaret malında da, neyin ticareti yapılırsa yapılsın, kırkta biri zekât olarak verilecek. Neyin ticareti yapılıyorsa, o maldan da verilebilir. Toprak mahsulü zekâtında, topraktan çıkan mahsulün, yağmur suyu ile sulanıyorsa onda biri, motorla sulanıyorsa yirmide biri verilir. Hayvan zekâtında da, koyun, keçi, sığır, deve, bunların ölçüleri, nisâbları farklıdır. Koyun, keçide kırktan yüzyirmiye kadar bir tane veriliyor. Ondan sonraki her yüze bir tane veriliyor. Sığır ve deve de ayrı bildirilmiş. (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye)de bunlar bildirilmiş ve yazıyor.

Ben yurtdışında arıyorum burada hanımlar kendi arasında kutlu doğum haftası kutlamak…

[ad_1]

Din kitaplarında kutlu doğum haftası diye bir tâbir yoktur. Mevlid kandili var. Kutlu doğum haftasında yapılacak herhangi bir organizasyona iştirak etmek, yardım etmek, para vermek uygun değildir.

Ben ve eşim emekliyiz. Birde evde büyük oğlumuz var. Eşimin veya…

[ad_1]

Sakladıkları bir şeyi onlardan habersiz almakla kul hakkı olur. Erkek hanımından izinsiz almaz, kadın da kocasından izinsiz almaz. Nafaka olarak ortaya konan serbesttir.

Ben sünnetler yerine kaza kılıyordum fakat senin yaptığın yanlış sünnetleri sünnet…

[ad_1]

Sünnetleri kılıyoruz. Biz o sünnetleri kılarken kaza diye niyet ediyoruz, sünnetleri terk etmiyoruz. (Nevâdir-i fıkhiyye) kitâbının sahibi, Muhammed Sadık efendi, eski Kudüs kadisı ve müftüsü olan bu zât kitâbında anlatırken, öğle namazının aslı dört rek’atdir. Allahü teâlâya bu ni’metin şükrü olarak, Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” o namazın önünde dört rek’at, farzı kıldıktan sonra da iki veya dört rek’at namaz kıldı.

İşte bu zât buyuruyor ki, öğle namazının dört rek’at farzından önce dört rek’at, farzını kıldıktan sonra iki veya dört rek’at namaz kılmak sünnetdir. (Sünnet) kelimesini kullanmadan, niyet ettim Allah rızası için namaza dense, sünnet yerine gelir. Çünki farzdan önce dört, farzdan sonra iki kılındı. Dolayısıyla öğle namazının dört rek’at farzından önce, (Niyet ettim ilk kazaya kalan öğle namaznın farzına) diye niyet edince, o sünnet yerine geliyor, sünnet terk edilmiyor. Hem de kaza borcu ödenmiş oluyor.

(Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye)de, Hüseyin Hilmi efendi “rahmetullahi teâlâ aleyh” bu konuda çok uzun bir bahs açmış. İnsanlar mutmain olsunlar, kaza borçlarını ödesinler, âhirete borçlu gitmesinler diye yazmışlar.

Ben sözlüyüm. Bize nasihat verir misiniz?

[ad_1]

İki tarafta dînini öğrenirse mesele kalmaz. Hakem, İslâmiyyet olur, din olur. Kadın tarafı da, erkek tafarı da hakem olarak Allahü teâlânın emirlerini ölçü alırsa, orada kavga olmaz. Din büyüklerinin bir sözü var, buyuruyorlar ki, (Kavga iki diri arasında olur. İkisinden biri ölü ise, orada kavga olmaz). Çünkü diri ölüye bağırır, ama oradan ses gelmez. Biri sabredecek. Hatta din büyükleri buyuruyorlar ki, (İkisi de ölü ise, orası Cennet olur).

(Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbını okursunuz. İçindekilere riâyet ederseniz muhabbet ve huzur olur. Evlâtlarınız da sâlih, sâliha olur, inşâallahü teâlâ.

Ben Seadeti Ebediyye kitabını kitapçılarda bulamadım. Niçin kitapçılarda bulunmuyor?

[ad_1]

Hakikat Kitabevi kitapçılara vermiyor. Kitapçılar bu işi ticaret için yapıyor. (Tam İlmihâl Seadet-i Ebediyye)nin piyasaya çıksa fiyatı en az yüzelli liradır.

Ben şafii mezhebindeyim. Hanımım ile zekat devrini yapabilir miyim?

[ad_1]

Altınla devri yapılır, kâğıt para ile de gönderilir. Hanımınızla yapamazsınız, ona bakmakla mükellefsiniz. Dâmât, gelin ile, kendi kardeşinizle yapabilirsiniz.