[ad_1]
Bu çocuk ebediyyen mahreminizdir, üvey oğlunuzdur. Üvey oğlan, üvey kız ebediyyen mahrem sınıfı içerisindelerdir. Hatta bu kocanızdan ayrılmış olsanız bile, bu üvey oğlun mahremiyyeti hep devam eder.
[ad_1]
Bu çocuk ebediyyen mahreminizdir, üvey oğlunuzdur. Üvey oğlan, üvey kız ebediyyen mahrem sınıfı içerisindelerdir. Hatta bu kocanızdan ayrılmış olsanız bile, bu üvey oğlun mahremiyyeti hep devam eder.
[ad_1]
Üvey oğul ebediyyen mahremdir. Ama fitne çıkmaması için veyâ dedikoduya sebebiyyet vermemek için açık saçık çıkmamak iyi olur. Ama mahreminizdir.
[ad_1]
O çok yanlış bir düşüncedir. Her tokalaşan kadının karşıdaki erkeğe veyâ her tokalaşan erkeğin karşıdaki kadına karşı şehvânî arzuları, hayvanî hisleri harekete mi geçiyor? Bu erkek, bu kadın için veyâ bu kadın, bu erkek için kötü şey mi düşünüyor? Bunu bu açıdan düşünürlerse ve sebep olarak da sadece bunu gösteriyorlarsa yanlış olur. Yaratan yarattığını en iyi bilendir. Bu, Rabbimizin emridir. Allahü teâlâ buyuruyor ki, (Zinâya yaklaşmayın). Mesele kötülük düşünüp düşünmemek değildir. Bizim vazifemiz o yasağa uymaktır. Uyan rahat eder, uyulmazsa bir sürü felâketler gelir. (Tam ilmihâl Se’âdet-i Ebediyye)de bir beyt geçiyor, (Bir hûmâ-yı zevki bin sayyâd-ı gam tâkîb eder). Yanî, bir tane zevk alınır, arkasına bin tane belâ, üzüntü, keder gelir. Cenâb-ı Hak çizgi koymuş, bu çizgiyi geçen mutlaka fitnelere, belâlara düçar olur. İsrârla, (Tam ilmihâl Se’âdet-i Ebediyye) diyoruz. Orada onsekiz erkek ve onsekiz kadın anlatılmış. Onsekiz kadın, bir erkek için mahremidir, bunlarla oturur, görüşür, konuşur. Kadın açısından da onsekiz erkek vardır. Bunlar öğrenilir. Mahremlerle görüşülebilir, onun dışındakiler yabancıdır. İnsanlar ne derse desin, ne düşünürse düşünsün, Rabbimiz ne der?
[ad_1]
Dört mezhebden, hanefî ve hanbeli mezhebinde gusül abdestinde ağzın içini yıkamak farz. Farz demek, o olmazsa o ibâdet olmaz demektir. Dolayısıyla dişler kaplatılırsa, dolgu yaptırılırsa yıkanmıyor. Yıkanmadığı için de o farz yerine gelmiyor. Farz yerine gelmeyince, cünüblükden kurtulunamıyor. Cenâbet hâlde namâz kılınıyor. Yarın, âhiretde elbette ki bunun hesâbı sorulacak. Olur diyenler kendini kurtaracak mı? Ayağa giyilen meshle, yaraya konulan sargı ile bunun bir alâkasının olmadığı uzun uzun anlatılmış. Zarûret değildir. Zarûret olabilmesi için başka mezheblerde çıkış yolunun olmaması, o işin muhakkak yapılması lâzımdır. Dişsiz de yaşanabiliyor. Zarûret değil bu. İhtiyâçdır, o ayrı bir mesele. İhtiyâç hâlinde kaplattığımız zamân, mâlikî ve şâfi’î mezhebinde çıkış yolu var.
Geçenlerde İstanbul müftüsü, kurban konusunda, (Taklîd etmek her zamân için genel hükümdür) dedi. Tabiî ki genel hükümdür. Şâfi’î mezhebindeki sıkışınca, diğer üç mezhebden birisini taklîd ettiği gibi, hanefî ve hanbeli mezhebindeki bir müslümân da, sıkıştığı zamân, [kendi mezhebinde çıkış yolu yoksa] bir mezhebi taklîd edebilir. Dolayısıyla hanefî ve hanbeli mezhebinde olup da, dişini doldurtan veyâ kaplatan bir müslümân cenâbetden kurtulmak için mâlikî veyâ şâfi’î mezhebini gusül, abdest ve namâzda taklîd etmesi lâzımdır. O da, zor bir şey değildir. Sadece gusül abdesti alırken, (Niyyet ettim Allahü teâlânın rızâsı için gusül abdesti almaya, mâlikî mezhebine uymaya) diyecek. Alınış şekli aynıdır. Abdest alırken de, elini veyâ yüzünü yıkarken (Niyyet ettim abdest almaya, mâlikî mezhebine uymaya) diyecek, başının tamamını mesh edecek [çünkü farz], diğerleri aynıdır. Namâz kılarken de, (Niyyet ettim Allah rızâsı için öğle namâzının farzını kılmaya, mâlikî mezhebine uymaya) diyecek. Böylece hem cenâbetden kurtuluyor, hem de namâzları sahîh oluyor.
[ad_1]
Bunu söyleyenin imanı yoksa birşey ifade etmez. İmanı olmayan biriyle evli kalınmasıda uygun değil. Nikahta yok. Kadının imanının gitmesi söz konusu olur. Fâsıksa, boş ol sözü sahih olur. Dolayısıyla birbirlerine yabancı olurlar. Dini nikah yapılırken, dört mezhebin şartlarına uygun yapılmadıysa, tekrardan Şâfii mezhebi taklid edilip, dini nikah yapılması gerekir.
[ad_1]
Müessese veriyor, kanûnsuz bir iş yapmıyor. Müessese bankayla anlaşıyor. Promosyon dedikleri, hediyedir. Rüşvet, fâiz değildir. Alınır ve kullanılır, herhangi bir mahzuru söz konusu değildir.
[ad_1]
Dağıtılabilir, yanlış bir iş yapılmıyor. Ona da sevâb gidecek.