[ad_1]
Kesebilir, mahzuru yoktur.
[ad_1]
Kesebilir, mahzuru yoktur.
[ad_1]
Yok, öğretmiş oluruz, emr-i marûf yapmış oluruz.
[ad_1]
Bilmeden yapılırsa mekrûh olmaz, buyuruluyor. Mesela bir sûre atlayarak okumak mekrûhtur. Bilmeden, unutarak yapılırsa yine mekrûh olmaz.
[ad_1]
Doğruyu söyleyenin dostu çok olmaz. Çünkü doğrular nefse ağır gelir. Biz yanlış olduğunu söyleriz. Kabûl edip etmemek onlara âiddir, kendileri bilir.
[ad_1]
Uygun değildir. Okuyanın kendi sesi değildir. Ama o şekilde banttan dinlemiş olunduğu zaman, ona da saygı göstermek lâzımdır. Başka bir işle uğraşmamak gerekir.
[ad_1]
İtikâdı bozuk bir kimse yazmışsa, böyle bir mushaf-ı şerifi okumak yerine, sâlihlerin, Ehl-i sünnet itikâdında olanların yazmış oldukları okunur.
[ad_1]
Hiç olmazda dil alışır, bir zaman sonra kalbe iner. Ama bunların insana fazla faydası olmaz. Bir kimse kendini bir şeye adapte etmeyince, o şeyden fazla faide beklemesi imkân dâhilinde değildir. Ne söylediğimizi, ne yaptığımızı bilmemiz lâzım ve böylece netice hâsıl olsun.
[ad_1]
Oyunların hepsi mâlâ-ya’nî diye geçiyor. Buna vesîle olmak da mâlâ-ya’nîdir. Hele bu oyunlar, dînini öğrenmesine, namaz kılması mâni olursa, vebâli daha ağır olur. Bir kimse kendisini dinlendirmek için, harâm olmayan oyunu oynayabilir.