Bir bayan, kuaförlük yapabilir mi?

[ad_1]

Kadının kaşını almak, bacağındaki tüyleri almak câiz değildir. Ama bu kaşa hiç müdaha edilmez demek değildir, anormal bir görüntü olursa, erkekde de, kadında da müdahale edilebilir. Zaten kadınlar yüzlerindeki tüyleri alabilirler. Bunu kendileri de yapabilirler, başkasına gitmesine de gerek yok. Makbul bir meslek değildir. Uygun olmayan şeyler de yapılabiliyor.

Bir bayan 1. gün kan görse, sonrasında 8 gün kan görmese,…

[ad_1]

Dört mezhepte de temizlik müddetinin asgarisi 15 gündür. Hanefi mezhebinde İmam Azam hazretlerinin ve İmamı Yusuf hazretleri ile İmamı Muhammed Şeybani hazretlerinin hayz ile alakalı içtihat farklılıkları var. Fakat kitaplarda bilinmesi gerekenler yazılmış. Öncelikle Hanefi mezhebi ile ilgili nakledelim. Hanefi mezhebinde hayz müddeti, temizlik müddetinden sonra başlar. En azı üç gündür. Üç günden az olmaz. İmamı Malik hazretleri ise en azı yok, temizlik müddeti geçtikten sonra kan görülmüşse hayz başlamış demektir, buyuruyorlar. Fakat İmamı Azam hazretleri, temizlik müddeti geçtikten sonra ilk gün kan görüldü, ikinci gün görülmedi, üçüncü günde görülmedi… Böyle olursa, bu rahatsızlık sebebi ile olmuştur, vücutta oluşan bir arıza sebebiyledir, buyuruyor. Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabında hayz konusu anlatılırken bir ifade geçiyor, deniyor ki: “Her ay hayz müddeti değişebilir” Bir kimsenin hayz müddeti 6 günken, 7 de olabilir. Onun için Hanefi mezhebinde en azı 3 gün, en fazlası da 10 gündür buyruluyor. Birinci ölçü budur. İkincisi, üç gün birer damla da olsa peş peşe kan gelmesi lazım. Dinleyicimiz ikinci gün gelmedi, üçüncü gün geldi demişti. İkinci gün gelmediği için Hanefi mezhebine göre; hayz kabul edilmiyor. Diyelim ki, üç gün geldi (birer damla da olsa görüldü) hayz başlamıştır. Sonrasında 4.gün gelmedi, 5.gün gözüktü veya 6.gün gelmedi, 7. gün gözüktü, bir damla geldi diyelim, 10. güne kadar böyle devam etti. Veya 9 gün kadar böyle devam etti. Bunun 10 günüde hayz kabul edilir. Aktı kabul edilir. Önemli olan başlangıcı olan 3 gün boyunca gözükmesi, bir damla da olsa gözükecek. Tercih edilen kavil budur. Dinleyicimiz bir de, 1. günü kan görüldü, 8.güne kadar gözükmedi ve 8.günü gözüktü. Aradaki bu zaman dilimi, istihaza mıdır diye sordu. Evet, istihazadır, bu özürdür buyruluyor. Ya mevsimlerin geçişi sebebiyle veya sinirsel bir rahatsızlık sebebiyle vücutta bir rahatsızlık meydana geldi ve o bölgede bir rahatsızlık oluştu. Bu sebeple kan görüldü. Dolayısıyla özür oluyor bu. Hayzla ilgisi yok. Burada namazı bırakmış ise kaza edecek. Peki, 8. gün geldi. Buraya kadar temizliği, temizlik müddeti devam etti. Temizlik müddetinin asgarisi, en azı 15 gündür. 3 haftada sürebilir. Hatta bazı bünyelerde temizlik müddeti1 ay bile sürebilir. Kitaplarda, vücut her ay hadiselerden, mevsimlerden etkilenebilir ve hayz müddeti değişebilir, buyruluyor. Bazıları vardır hadiselerden, mevsimlerden etkilenmez, bunların tesiri altında fazla kalmaz, hayz müddeti 5 gündür. Sürekli 5 gün, 5 gün devam eder. Hanefi mezhebinde olan bir kimsenin hayz müddeti her ay 7 gün diyelim. Diyelim ki bu ay 7 günü geçti. 8 oldu veya 9, 10, 11 oldu akıntı geliyor. Orada Hanefi mezhebinde, bu rahatsızlık sebebi iledir, hayz yine 7 gündür. 7 günden sonra kılınmayan namazlar kaza edilir buyruluyor. Bu 7 günden sonrası istihaza, özürdür buyruluyor. Peki niye? Zira 10 günü geçti. İmamı Azam hazretleri 10 günü geçince bu özür olur, o bölgede rahatsızlık sebebi ile akıntı gelir, buyuruyorlar. Maliki mezhebinde, Şâfiî mezhebinde, Hanbeli mezhebinde ise: temizlik müddeti yine asgari 15 gündür ve hayz müddetinin en fazlası da 15 gündür, buyruluyor. Mesela maliki mezhebindeki bir hanım 15 gün temizlik müddeti geçtikten sonra bir gün bile bir kan görse hayz başlamış demektir, buyruluyor. İmamı Azam hazretleri ise hayzın başlaması için 3 gün arka arkaya gelmesi lazım buyuruyorlar. Peki Hanefi mezhebinde olupta, maliki mezhebini taklid eden bir hanım ne yapar? Namazı bırakır. Hanefi mezhebinden çıkmadığı için 2., 3.günü gelmez ise onu kaza eder. Maliki mezhebi 15 güne kadar diyor. Hanefi de ise 10 gün. Akıntı devam ederse, bu durumda ne yapacak? 10 güne 3 gün ilave edilir, buyruluyor. 3 günden sonra akıntı gelecek olursa temizlik müddeti başlamıştır, buyruluyor. Buna fasid temizlik deniliyor. Akıntı devam etse bile gusül abdestini alır, Hanefi mezhebi, yani kendi mezhebi 10 günden sonrasını hayz kabul etmediği için o 3 günüde kaza eder, buyruluyor. Zira kendi mezhebinden çıkmıyor. Sadece taklit ettiği mezhebin farz dediklerine uyuyor, müfsid (bozar) dediklerinden de sakınıyor.

Bir başkası, bir başkasının uryân vaziyyetde avret yerini görürse gusül gerekir,…

[ad_1]

Değildir. Çünkü guslü gerektiren hâller bellidir. Kitâblarda açık net bir şekilde yazılmıştır. Kadın olsun, erkek olsun, şehvetlendiği ve menî geldiği zamân ifâdesi geçiyor.

Bir başkası Allahü teâlâdan, Peygamber efendimizden bahsederken (Celle celâlüh) ve (Sallallahü…

[ad_1]

Söyleyen içindir. İlk işittiğimiz zamân da başkasını rahatsız etmeyecek şekilde deriz. Ama ondan sonrakiler de zaten müstehabdır.

Bir baba, küçükken dinini öğretmezse çocuklar büyüdükleri zaman babalarına, sen bize…

[ad_1]

Haklı değiller. O cezâsını çekecek. Baba görevini yapmadı diye, evladın da ona hakâret etmesi, onu sorgulaması hakkı değildir. Buna o hak verilmemiştir. Anne, baba kâfir bile olsa, onları incitmek harâmdır.

Bir baba, kendi çocuklarına mîrâsını eşit dağıtabilir mi?

[ad_1]

Baba hayatta iken mîrâs dağıtılmaz. Babanın dağıttığı mîrâs olmaz. Mîrâs, baba öldükten sonra olur. Ölmeden önce verdiği hediyyedir. Eşit verir, birisine fazla verir, birisine hiç vermez, dilediği gibi tasaruf edebilir. Evlâdların hiçbirisi, (benim hakkım) diyemez. Anne ve baba hayatta iken, hiçbir evlâdın, [çok çalışmış, hizmet etmiş olsa bile] anne baba üzerinde mal için hiçbir hakkı yoktur. Ama baba öldükten sonra taksîm, mîrâsdır. Ölen kimsenin, geride bıraktığı maldan sadece üçte birine sözü geçer, diğerlerine sözü geçmez. Ama hayatta iken, malının tamamını evlâdlarına vermeyip, yabancı birisine de verebilir veyâ götürüp bir hayr kurumuna hediyye edebilir. Evlâdları diyemez ki, (bizim hakkımızı götürdün ona verdin). Mülkün sâhibi hayyatta. Dilediği gibi kullanma hakkına sâhibdir. Dolayısıyla, hiçbir evlâd, (bizim hakkımızı götürdün oralara verdin) diyemez.

Bir baba kendi malından çocuklarından birine fazla, birine az verebilir mi,…

[ad_1]

Hayattayken baba serbesttir. Dilediğine dilediği şekilde verebilir. Evlâdların hepsi sâlihse, birisine fazla vermesi o zaman uygun olmaz. Birisi sâlih, diğerleri fısk-ı fücûr içerisinde, isyânkâr iseler, onları mağdur edip de diğer evlâdına verebilir, hak olmaz. Çünkü baba hayatta iken malının üzerinde tam tasarruf sahibidir.