Bir daha gıybet edersem, Allahü teâlâ bana Cennetini harâm, Cehennemini helâl…

[ad_1]

Bu şekilde, böyle bir yemîn yok. Allah lâfzının başına ba, ta, vav getirerek; vallahi, billahi tallahi diyerek yemîn yapılır. Yemîn olsun demek, Kur’ân-ı kerîmi gösterek mushaf hakkı için demek, yemîn olur buyuruluyor. Şu işi yaparsam…, küfre bağlamanın, [burada olduğu gibi, Cennet harâm, Cehennem helâl olsun demek] uygun olmadığı, bunlardan tövbe istigfâr edilmesi lâzım geldiği, fakat başka bir kavle göre de yemîn olduğu bildirilmiştir. Dolayısıyla böyle bir şey söylendiğinde hemen bundan tövbe etmelidir. Yemîn keffâreti vermek de iyi olur.

Bir çeşme yaptırsam, sevabını da Peygamber Efendimize hediye etsem olur mu?

[ad_1]

Sadaka-i câriye kitâplarda anlatılmış. İnsanlara uzun süre faydalı olacak kitâp, [meselâ (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbı] câmi yaptırmak, [bu câmiler ayakta durduğu müddetçe, yaptıranlara dâima sevâp gider] ayrıca su yolları, çeşmeler yaptırmak. Bunlar da ayakta kaldığı, istifâde edildiği müddetçe sevâp yazılır. Çeşmeyi öyle bir yere yapmalı ki, gerçekten ihtiyacı gidermelidir. Öyle değil ise, Allahü teâlânın dînini anlatan, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâplarını alıp dağıtmalı. O kitâplardan okunup, çok kimsenin amelini ve itikâdını düzeltmeye devam ettiği süre içerisinde bu kitâbı veren vefât etmiş olsa bile yine amel defteri kapanmıyor.

Bir cenazede bilmediğimiz kimse hakkında (Nasıl bilirdiniz?) diye sorulunca ne demeliyiz?

[ad_1]

Bilmiyorsak sükût ederiz, cevap vermeyiz. Ama orada sâlih müslümanlar varsa ve onlar iyi derlerse, biz de onlara itimât ederek iyi deriz.

Bir cemâatte dikkatimi çekti. Rüküdan kalkarken ellerini kaldırıyorlar, selâm verirken geç…

[ad_1]

Şâfiî mezhebinde öyledir. Ara tekbîrler sünnetdir. Şâfiî mezhebinde imâm sağa selâm verir, sola selâm verir iken cemâat sağa selâm verir. Bir de Fâtihayı okuması lâzımdır.

Bir büyüğe mürşide bağlanmak lazım mı?

[ad_1]

Tabii, rehber olmadan olmaz. Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır sözü kitâplarda mevcut. Meselâ İmam-ı a’zâm ve onun yolunda gelenler bizim rehberimizdir. Ehl-i sünnet âlimleri bizim mürşidimizdir. Meselâ (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbında birçok Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâbından nakiller yapılmıştır. O kitâp şu anda bir rehberdir, bir mürşiddir, bir yol gösterici durumundadır. Dolayısıyla bu kitâbı okursak yanlıştan kurtuluruz. Mürşid, irşad eden, yol gösteren, tehlikelerden koruyan demektir.