[ad_1]
Mekruhdur dendiği zaman tahrimi mekruh, sünnetdir dendiği zaman o da müekked sünnet anlaşılır.
[ad_1]
Mekruhdur dendiği zaman tahrimi mekruh, sünnetdir dendiği zaman o da müekked sünnet anlaşılır.
[ad_1]
Kurban kelimesini kullanmadığınız için, adak dediğiniz için istediğiniz zaman kesersiniz. İşe girdiğiniz ve ücretini aldığınız zaman hayvanı alır, keser veya kestirirsiniz. Siz, anne-babanız, dedeler-nineler, evliyseniz kocanız, çocuklarınız, torunlarınız yiyemez. Bunun dışında kendi kardeşleriniz, dayı, teyze, hala ve bunların çocukları, kayın peder ve kayın valide dînen fakirseler
yiyebilirler.
[ad_1]
Olmaz. Kitâplarda açık net bir şekilde bildiriliyor. Ancak iş yeri sâhibi, mağdur olmasın diye hediye verirse, tamam.
[ad_1]
İster özel şirket, ister tüzel (devlete ait) olsun, bu birisinin iznine bağlıdır. Evine götürürsün, benzinini de koyarsın, ârızası da olursa tâmir edersin diye yetki ve izin verildi ise olur. İş biter, buraya bırakır gidersin denildiği hâlde götürülürse gasb olur.
[ad_1]
Bunu İmâm-ı Rabbâni hazretleri net bir şekilde ifâde buyurmuşlar. Muhlis, muhlas var. Muhlis, nefsi itminana kavuşmamış olanlar, Rabbimizin emrettiği herhangi bir işi yaparken veyâ yapmaya başlarken, (Senin rızana uygun olarak, ibâdet kastıyla..) der. Bu şekildeki zorâki elde edilen ihlâstır. Bu sürekli olmaz. Başlanıp, kaybolabilir. Muhlas ise, yaptığı her işi ihlâsla yapabilmek için tasavvufta fenâ ve bekâ diye bahsedilen makâm hâsıl olur, nefs itminana kavuşur, bu kimse otomatik olarak ihlâsla yapar. Nefs îmân ettikten sonra da, [küfürdür kurtulduktan sonra] bu kimsenin artık otomatik olarak, yaptığı her işi Allah için olur. Bunlara muhlas denir. Öbürüne de muhlis denir. Muhlisler her an iflas edebilir, müflis olabilir. Din büyükleri buyuruyor ki, (Aynaya bakın). Aynadan murad, islâm âlimlerinin hayatları ve kitâplarıdır.
[ad_1]
Mecbursa, zaruret varsa, peruk takılır. Anne babanın günah olan emirlerine de itaat edilmez.
[ad_1]
Bunu İmâm-ı Birgivî hazretleri de, Muhammed bin Kutbüddîn İznîkî hazretleri de yazmışlar. Ağız, yüz, baş, buralar mübarektir. Çocuğun bile başına vurmak uygun değildir. Bir kimsenin ağzına, yüzüne, kulağına sövmek, hakâret etmek âfâtdır diye geçiyor. Yani sınırdasın, küfre düşmek üzeresin demektir. İnsanın başındaki organlarına sövmek tehlikelidir.