[ad_1]
O yüzdört kilometredir. Eğer güvenilir, sâlih kimseler varsa, zarûri durumlarda câizdir.
[ad_1]
O yüzdört kilometredir. Eğer güvenilir, sâlih kimseler varsa, zarûri durumlarda câizdir.
[ad_1]
Evet. Bir evi olsa bile öyledir.
[ad_1]
Mütehassıs değilse, o işi bilemiyorsa gidebilir.
[ad_1]
Mütehassıs değilse, o işi bilemiyorsa gidebilir.
[ad_1]
Deriden imâl edilen nesnelerin kullanılması harâm değildir. Ama, uygun olmaz ifâdesi geçiyor. Kadının izzetini, şerefini, itibârını, düşürüyor. Uygun bir görünüm arz etmiyor.
[ad_1]
Olur. Bir kadın, bir çocuğa süt verdiği zaman, sanki o çocuğu, o kadın dünyaya getirmiş gibidir. Altı üstü hepsi kardeştir.
[ad_1]
Bu erkek hanımına, (Namazını kıl, orucunu tut, tesettürüne riayet et, haram dinleme, haram yeme, dedikodu yapma, gıybet etme, su-i zan etme!) demiş mi? Dinini bilen salih bile, çocuğuna helâl ve mubah olan bir şey emredeceği zaman çocuğun halet-i ruhuyesine bakar. O anda o çocuk onu yerine getiremezse, çocuk günaha girmesin diye, o çocuktan onu talep etmez. Koca, hanımının nafakasını temin etmekle, onu haramdan korumak, dînini öğretmekle mükelleftir. (Git, nasıl yaparsan yap, para kazan gel!) diyen kocaya itaat edilmez. Bunun emri yerine getirilmez. Yuva kurulmuş, çoluk çocuk da varsa, böyle yuva da yıkılmaz. Münakaşa da edilmez. Orada kadının da erkeğin de dinini iyi bilmesi gerekir. Dinini iyi bilen bir erkek, hanımını hiç bir zaman o duruma düşüttürmez.
[ad_1]
Hanefi mezhebinde yüzdört kilometre ve daha uzaklıktaki bir mesâfeye gidemez. Şâfi’î mezhebinde de bir hanım yanında mahremi olmadan yola çıkamaz. (Bir tek şâfi’î mezhebinde hac için izin verilmiştir). Dolayısıyla caiz değildir. Zarûri ve ihtiyaç durumlarında yabancı bile olsa, namaz kılan biri varsa, (uçakta, otobüste…) hanefi mezhebinde ruhsat vardır, gidilebilir.