Bir kimse taharet aldıktan sonra 10-15 dakika bekleyip tekrar taharet alması…

[ad_1]

Bunu söyleyen kimse başka bir şekilde ifâde etmiştir. Yanlış da anlaşılmış olabilir. Erkeklerin, küçük abdesti bozduktan sonra hemen helâdan çıkıp abdest almasının uygun olmadığı kitâplarda yazılıdır. İstinca ve istibra var. Kaba necâset suyla temizlenir ve kurulanır. Hanımlar için de problem yok. Yani, bir defa taharetlenildikten sonra bir daha taharetlenilmez. Tekrar taharetlenilir, deniliyorsa, yanlıştır, vesvesedir. Hatta bu, insanı kibre bile götürebilir.
 
Erkeklerde idrar yolu uzundur. Dolayısıyla mesâneden çıkan idrar, uzun bir yol kat ettiği için, yolda kalan zerrecikler olabilir. Bu sebepten dolayı oturarak idrar yapmalı, ayakta yapmamalıdır. Kabir azâbının da, üzerine idrar sıçratanlara olduğu hadis-i şeriflerde bildiriliyor. Oturarak idrar yapınca mesâne üzerine baskı oluyor. Sağa, sola yaslanmak, öksürmek sûretiyle yolda kalanlar da tasfiye olabiliyor. Hatta çıktıktan sonra onbeş-yirmi adım yürümeli, ondan sonra abdest almalıdır.
 
Arpa büyüklüğünde temiz bir pamuk [temiz bir naylonun içerisinde taşınmalı] yuvarlayıp, idrar yolunun ağızından içeriye dâhil edilir. Bu şekilde, gelen zerrecikler olursa pamuk tarafından emilir ve dışarı çıkarttırılmaz. Böylece erkekler, küçük abdest bozduktan sonra beklemeden veya yürümeden abdestini alabilirler. Bu konuda (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbında geniş bilgi var.

Bir kimse mürted olmasına sebep olan şeyleri yapsa, biz de bunu…

[ad_1]

Duâ ederiz. Kitâp hediye edebiliriz. Ona direkt olarak değil de, ortaya anlatarak onun tövbe etmesi sağlanır. Söyledikten sonra tövbe etmiştir diye hüsn-i zan ederiz. Ona kâfir gözüyle bakmamız uygun değildir.

Bir kimse kurban kesecek olana vekâlet [sözle] vermeden, kurban kesilirken yanında…

[ad_1]

İşâretle veyâ hâl ve hareketle ona vekâlet veriyorsanız o da sahîh olur ise de, doğrusunu yapmalıdır. (Kurbanımı kesmek üzere seni vekîl ettim) demeniz lâzımdır. Siz bir şey söylemiyorsanız, kesecek kimse, (Beni vekîl ettin mi? Bu vâcib mi, akîka mı, nâfile mi, adak mı?) diye sorması lâzımdır.

Bir kimse kurban kesecek olana sözle vekâlet vermeden yanında bulunsa bu…

[ad_1]

İşaretle veya hâl ve hareketle ona vekâlet veriyorsa, o da sahih olur ise de doğrusunu yapmalıdır. (Kurbanımı kesmek üzere seni vekil ettim) demesi lâzımdır.

Bir kimse kırk gün hayvani gıda yemezse, kırk birinci gün kendisine…

[ad_1]

Bazı kitâplarda bu var. Üç ayda bir bile yeme durumuna getirenler de var. Nefis parlıyor, bazı şeyler görülür. Bunu müslüman da yapmış olsa aynı şeye kavuşur. İmâm-ı Rabbâni “kuddise sirruh” hazretleri bunların bir kıymetinin olmadığını anlatıyorlar.

Bir kimse kendisi için şifâ âyetlerini yazıp, yanında taşıyabilir mi?

[ad_1]

Tabiî. Büyü için bile, meselâ (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye)de var. Üç Salevât, yedi Fâtiha, yedi Âyet-el-kürsî, yedi Kâfirûn sûresi, yedi İhlâs, yedi Felak, yedi Nâs Besmele ile okunup, kendi üzerine üflemelidir. Tekrar bunları yedişer defa okuyup, büyülenmiş kimsenin odasına, evin her yerine, bağçesine üflemelidir. Buna birkaç gün devam etmelidir. Büyü varsa, Biiznillâhi teâlâ, çözülür. Yeter ki inanarak okumalı.

Bir kimse kafayı nasıl sıyırır?

[ad_1]

Bir şeyi çok düşünmek sûretiyle yükleme yapılır, çekmez. Ama bir kimse, çok ibâdet etmiş olsa, çok namâz kılmış olsa, çok Kur’ân-ı kerîm okursa kafayı yemez. Allahü teâlâya yaklaşır. Öbürleri kendileri yapmadığı için, ‘Bu, kafayı yedi’ olur. Âhireti unuttukları için onları kafayı yemişler. Ama kendi sıfatlarını başkasına yapıştırırlar.