Bir tanıdığım, çocukları için birikim yapıyor. Bu paraların zekatını vermesi gerekir…

[ad_1]

Çocuklar bülûğa ermedikleri sürece kurbanla mükellef değildirler. Çocuklar için diyerek ayırdığı, çocuklarındır, onlara müdahale edemez. Onların zekâtı da olmaz. Ama, ileride veririm, şu anda mülkü, tasarrufu bana âit derse, o zaman zekâtını verir.

Bir tanıdığım Peygamber efendimizin hayatından bir olay anlattı. Burada hata yaptı…

[ad_1]

Peygamberlere vahiy gelmediği zaman, Peygamberler ictihad eder. İctihadları isabet etmedi ise, vahiy gelir. Ama buna hata denmez. Zaten Peygamberlerde meydana gelen şeye zelle tabiri kullanılmış. Başka şekilde tercüme etmeye kalkmamalıdır. Onlarda meydana gelen hadisenin mutlaka sebep ve hikmeti vardır. Çünki Peygamberlerde ismet sıfatı vardır, Peygamberler günâh işlemez, hata etmez.

Bir tanıdığım mahremsiz olarak umre gidecek. Ben uygun olmadığını söyledim ama…

[ad_1]

Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâplarını okumadan o mekânlara giden kimse, değil öyle sevâp kazanmak, [mahremsiz umreye giden] harâm işler. Oradaki yapılanlar beğenilir, doğru zannedilir. Bilhassa, (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye)yi okumadan, hazmetmeden o mekânlara giden, îmânını bırakıp gelir.

Bir tanıdığım gül ağacının dibine ev çizince ev sahibi oldu. Çocuk…

[ad_1]

Tesadüf olmuştur. Gül ağacı da Allahü teâlânın yaratmış olduğu bir mahlûktur. Gül ağacından bekledi ise, küfre kadar götürür. Hatta, Peygamberin, âlim ve evliyâların kabrine gidilse, onlar yaratıcı kabul edilip, doğrudan doğruya onlardan istense o da şirk olur. Onlar vâsıtası ile olunca, ona tevessül denir, câiz olur.

Bir tanıdığım gayri meşru işler yapıyor. Bana hediye veriyor. Bu hediyeleri…

[ad_1]

Gayr-i meşrû işler yapıyor, ama helâlden de eline para geçiyorsa, harâmla helâlin karışmış olduğu şeyden hediye veriyorsa, bunu almak câizdir.

Bir tanıdığa gittik, durumu çok kötü. Daha önceden çok kalb kırar,…

[ad_1]

Bu dünyâdaki hâli, yâ âhıretdeki… Allahü teâlâ muhâfaza eylesin! Eğer cenâb-ı Hak tövbe nasîb ederse, şuûrunun yerine gelmesi için ihsânda bulunur, o anda tövbe edebilirse, helâllaşırsa kurtarabilir. Ama o hâlde gidecek olursa, âhıretdeki hâli çok perişân. Tabiî, hayâtda olanlar böylelerini görünce ibret almalıdır.