Bir toplantıya gidiyorum. Orada Yasin, Mülk Amme ve namaz surelerini okuduktan…

[ad_1]

Kur’an-ı kerimdeki sûreleri her zaman Kur’an-ı kerimdeki bildirildiği sıraya göre okumak vâcibdir. Duâ olarak, İhlâs-ı şerifden sonra Fâtiha okumak hanefi mezhebinde câizdir.

Bir toplantıya gidiyorum yanlış şeyler anlatılıyor doğrusunu söyleyince tartışma çıkıyor nasıl…

[ad_1]

Tabii, ama din bilgisi veren yeri iyi tesbit etmemiz gerekir. Ehl-i sünnet itikadında olan, doğru din bilgisi öğrenmiş ve doğru din bilgisi verecek durumda olan kimseler varsa olur.

Bir toplantıda erkekler ey ey diye bağırıyor. Peygamber efendimizin zamanında böyle…

[ad_1]

Peygamber efendimiz “aleyhissalatü vesselam” zamanında böyle bir şey yoktu. Bunları sonradan uydurdular, sonradan koydular. Bunlara kaza borcu olan bir kimse, sünnet yerine kazaya niyet etmeli dersek, feryat ederler. Sünneti değiştiriyorsunuz, derler. Peygamber efendimizin “aleyhissalatü vesselam” sünnet-i seniyyesine bakalım. Peygamber efendimiz “aleyhissalatü vesselam” Medine-i münevverede cemaatle beş vakit namâz kılıyordu. Sahabiyye olan hanımlar kocaları vasıtasıyla haber gönderdiler. Yâ Resûlullah! Kocalarımız sizin arkanızda namâz kılmakla şerefleniyorlar. İzin verirseniz biz de Mescid-i nebiye gelsek, arkada Size ittibâ etsek. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimize haber gönderdiler. (Sizin, [yanî hanımların] evin bir köşesinde tek başınıza kıldığınız namâz, Mescid-i Nebide kılınan namâzdan üstündür). Gelmelerine izin vermediler. Peygamber efendimizin bildirdiği yol bu.

Şimdi Mevlana Celaleddin-i Rûmi hazretlerine şeb-i arûz diye, ne cinâyetler işleniyor. Çünkü Mevlana Celaleddin-i Rûmi hazretleri ıztırap içerisindedir. Türbesine bir sürü saz âleti sokmuşlar, sokuşturmuşlar. Mevlana Celaleddin-i Rûmi hazretleri ney çalmadı, dönmedi. Sema yapmadı. Mevlana Celaleddin-i Rûmi “kuddise sirruh” hazretleri, işi gücü bırakmış, Allahü teâlâyı zikretmeyi bırakmış, oturmuş kalemi almış eline şeyh efendi, dede efendi böyle yapacak, semazen efendi böyle yapacak, elini öyle kaldıracak, şöyle kaldıracak bir ömür boyu bunların kâidelerini yazmış, durmuş. Terbiyesizliktir bu. Sonradan birisi oturmuş bunları dizayn etmiş. Yok böyle bir şey. Mevlana Celaleddin-i Rûmi hazretleri dönmemiş, raks etmemiş. Böyle bir elbise giymemiş, sonradan uydurdular. Şimdi dokunduğun zaman sen Mevlanaya düşman mısın? Mevlana Celaleddin-i Rûmi hazretlerine böyle yapanlar düşmanlık ediyor.

Bunların doğrusunu Ehl-i sünnet âlimleri ve özellikle silsile-i âliyye denilen hazret-i Ebû Bekr Sıddık vasıtası ile gelen, Mevlana Halid-i Bağdadi, İmâm-ı Rabbâni gibi zatları bildirdikleridir. Meselâ bu zâtların kitâplarına, hayatlarına bakıyoruz, öyle hoplamak, zıplamak, ey ey diye bağırmak kendinden geçmek, Allah diye bağırmak yasak ediyorlar. Böyle bir şey de yok, ibadet değil. Böyle yerlere de gitmek uygun değildir.

Bir televizyon kanalında birisi, (Ben Kur’âna bakarım, bana göre kurban farz,…

[ad_1]

Bu adam kurban da kesmemiştir, kesmez de zaten. Zındık, müslümân görünür. Hele bir de din tahsîli yapmıştır, ilâhiyyat çıkışlıdır. Bir de akademik kariyer sahibidir. Bunlar, kendilerini din adamı, müslümânlığı bilen, islâmiyyet hakkında hüküm veren kişiler olarak takdim ediyorlar. Müslümânların da en çok ayaklarının kaydığı nokta burasıdır. Bir kâfir din hakkında konuşur, ona itibâr etmez. Ama adam ilâhiyat mezûnu zındık [dinsiz]. Müslümânların îmânını çalmak istiyor. Bu da o tipten birisidir. Adama sormak gerekir: Cebrâîl “aleyhisselâm” vahyi size mi getirdi? [Kur’ân-ı kerîme bakıp, anladığına göre] Allahü teâlânın o âyet-i kerîmede neyi murâd ettiğini anladığına göre… İleriki zamânlarda bunların kimisi Mehdîliğini ilân eder, kimisi Peygamber olduğunu söyler. Yani zırvalar. Eninde sonunda bunların neticesi çok felâket olur. Allahü teâlâ böylelerinin şerrinden muhâfaza buyursun!

İslâmiyyetin dört ana delîli var. Kur’ân-ı kerîm, hadîs-i şerîfler [kitâb, sünnet diye geçiyor], icmâ [bir konuda Eshâb-ı kirâmın ittifâkı] ve kıyâs-ı fükahâ [müctehid âlimlerin, bu üç kaynakta açıkça bildirilmemiş olan şeyi, yani oradaki örtülü manâyı açmalarıdır]. Bu dört kaynak, islâmiyyetin temel direğidir. Sadece Kur’ân diyen zındık olur. Hatta bir zamânlarda birisi diyordu, (Bana göre kurban sünnet). Bu da farz diyor. Hangisine inanacağız? Bunun ikisi de ilâhiyyat fakültesini bitirmiş ve ikisi de Prof. olmuş. İmâm-ı Mâlik, imâm-ı Şâfi’î ve İmâm-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri zaten sünnet buyurmuş. Diğer üç mezhebde sünnetdir, hanefîde vâcibdir dese, dilini eşek arısı mı sokacak? Dolayısıyla (Kur’âna bakarım) diyerek hareket eden veyâ (Ben Kur’ândan söylerim) diyen kimselere hemen noktayı koymalıdır. Bu adam zındıkdır, mezhebsizdir veyâ din düşmanıdır. Bunu hiçbir zamân unutmamalıdır.

Şefâat yok diyor. Şefâat hakdır. Ehl-i sünnet itikâdıdır. Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” şefâat edeceği gibi, âlimler ve velîler de şefâat edecektir. Sabîler de şefâat edecek. Allahü teâlâ izin verince bunların şefâat edecekleri de kitâplarda bildirilmiştir.Dolayısıyla Ehl-i sünnet itikâdına göre şefâat hakdır.

Bir tanıdığımın yaşları daha genç çocuk olması için ne yapabilirler?

[ad_1]

Allahü teâlâ ezelde onlar vasıta ile çocuk yaratmayı murad etti ise olur. Cenab-ı hakkın yarattığı sebeplere yapışmalı, dua ve istiğfar etmelidir.

Bir tanıdığımın oğlu kime kız istemek için gittiyse o işler olmuyor.…

[ad_1]

Gaybı Allahü teâlâdan başka hiç kimse bilemez. Kimse kimsenin kaderini bağlayamaz. Kimse kimsenin kaderine mâni olamaz. Allahü teâlânın dilediğinden başka hiçbir şey olmaz. O dilemedikçe, kimse kimseye iyilik de kötülük de yapamaz. Bazı şeyler sebeptir. Meselâ birisi büyü yapmıştır, Allahü teâlâ da ona tesîr gücü vermiştir. (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye)de büyünün çözülmesi için de lâzım olanlar var. İnanarak onlar okunursa, yapılırsa, Biiznillâhi teâlâ ne büyüsü olursa olsun çözülür. Büyü ilâç gibidir, cenâb-ı Hak dilerse tesîr eder.

Bir tanıdığımın beyi üç defa boş ol demiş. Şimdi ne yapmaları…

[ad_1]

Hanefi mezhebine göre çıkış yolu bitmiş. Ancak hanefi mezhebinde olup, nikâh akdi hanefi mezhebinin şartlarını taşıyor, şâfiî mezhebinin şartlarını taşımamış ise, (velisinin [babadır, abidir, amcadır] orada bulunması, şahidin erkek olması ve fâsık olmaması, beş vakit namazını kılan sâlih erkek olması lâzımdır) yeniden şâfiî mezhebine göre, bu şartları yerine getirilmek sûretiyle akid yapılır ve evliliğe devâm edilir.