Borç ödemek, araba, ev almak için kredi kullanılabilir mi?

[ad_1]

Sadece ev için kullanılabilir. Onun da şartları bildirilmiş. Meselâ, kirâlık ev bulma imkânı bile yok veyâhud da kirâlık ev var da, fiyâtlar çok pahalı. Karz-ı hasen de bulamayan kimseler, ev almak için kredi kullanabiliyor. Bunlar için günâh olmuyor. Borç ödemek için, araba için kullanılmasına izin verilmemiştir.

Borç alırken, (sonra veririm veya üç gün sonra veririm) diye almak…

[ad_1]

(Sonra veririm) demekle zaman belirtilmiş olmaz. Ama (üç gün sonra) deyince zaman tayin edilmiş oluyor. Zaman tayin edince, hanefi mezhebine göre faiz olur. Zaman tayin etmek gerekiyorsa, maliki mezhebi taklid edilir. Çünkü maliki mezhebinde bu faiz olmaz.

Borç aldığım kişi hanımından ayrılmıştı. Şimdi vefat etti. Bizim bu borcu…

[ad_1]

Gerçekten ayrıldı ise, hanımı bunun mirâsçısı değil, ama çocukları mirâsçısıdır. O parayı çocuklarına vermek gerekir. Çocuklarına ve mirâsçılarına ulaşılamazsa, bu para fakire verilir, sevâbı da ölen kimseye gönderilir.

Böbrek hastası olduğum için orucumu tutamadım. Bunun keffaretini nasıl vermem gerekir?

[ad_1]

Keffaret değil, fidye verilir. Çünki keffaet, Ramazan orucunu, dînimizin bildirmiş olduğu bir özür olmadan bile bile bozmanın cezâsıdır. Dolayısıyla siz hastalık sebebi ile tutamadınız. Ömür boyu bu şekilde devam edecek olursa bunun fidyesini verirsiniz. Bir aylık için 52,5 kilo un veya bunun karşılığında altın verilir. İleride sıhhate kavuşursanız, bunları kaza edersiniz.

Yaşlı olanlar tutmak isterse, mâni olmamalıdır. Hatta yaşlılar, evde bir şey yer, içerken görülürse, görmemezlikten gelmelidir. Çünkü yaşlandıkça, bedeni güçler de zayıfladığı gibi, zihni güçlerde de kayıplar başlar.

Böbreğimin birisi yok, orucu biraz tuttum ama zorlandım, tutamayacağımı anlayınca altınla…

[ad_1]

Kendi tecrübeniz ile anlayıp veya müslüman mütehassıs bir hekim oruç tutamazsın dedi ise fidye verilir. Zaten fidyeyi altınla vermişsiniz, günâh olmaz.

Bizimle kalan hiç evlenmemiş yaşlı bir halam var. Agresif davranıyor, bize…

[ad_1]

Karşıdaki bedduaya lâyık değilse bir şey olmaz. Haladır, sadece temel ihtiyaçları görülür. Karşı taraf bedduaya lâyık olmayınca, yapana geri döner. Onun için endişe etmemelidir.

Bizim orada, (Üçden dokuza şart olsun) yemin olarak kullanılıyor. Bunu söylenince…

[ad_1]

Gerçekten böyle yemîn olarak kullanılıyorsa, bunu yapınca yemîn keffâreti verilir. Talâk olmaz. Zaten (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbında da, açık ve uzun bir şekilde de yazıyor.