[ad_1]
mehmet avci
Bugün Ramazân-ı şerîfin son günü, bugün yapılabilecek şeyler var mıdır?
[ad_1]
Yarın Ramazân-ı şerîf bayramı. Bayram sevinç ve neşenin, sürûrun avdet ettiği bir yerdir. Meselâ Ramazân-ı şerîfde şeytânlar bağlanır. Dikkat edilirse her sene Ramazân-ı şerîfde suç oranları düşüyor. Görünmeyen iki tane düşmân var: Birisi nefs, birisi şeytân. Nefs, içeride. Nefsler bağlanmıyor. Ama şeytân bağlanınca yardımcısız kalıyor. Gene yapacağını yapar, o ayrı bir mesele. Dolayısıyla suç oranları düşüyor. Bu, Ramazân-ı şerîfin kendisine mahsûs bir husûsiyyetidir. Allahü teâlânın yarattığı, gönderdiği melekler oruç tutanlara, ibâdet edenlere durmadan duâ ediyorlar. Zaten Ramazân kelimesi yanmak demektir. Günâhların affı için duâ ediyorlar, günâhlar yakılıyor. Yok ediliyor. Bugün son günü. Cehennemden azâd olunduğu, kurtulunduğu günler. Esâs olan günâhların affedilmesi söz konusu. Bu sebepten dolayı bayram edilmez mi? Onun için ıyd deniyor. [Iyd-i fıtr, fıtr bayramı.] Yani mü’minlerin günâhlarının affedildiği ve sürûrun, neşenin avdet ettiği bir zamân dilimi olması sebebiyle ıyd denmiştir. Bunun için de ıyd-i fıtr, fıtr bayramı deniyor.
Ramazân-ı şerîf bayramı için bugünden hazırlık yapılır. Yeni elbise varsa hazırlanır. Temizlikler yapılır. Herkes kendine göre bir hazırlık yapar. Bayram namâzı hanefî mezhebinde erkeklere vâcibdir. [seferî olanlara değil.] Sabahleyin erken kalkılır. Eğer gusl abdesti almak mümkünse [sünnetdir, müstehabdır] alınır. Tırnaklar bugünden itibâren kesilebilir. Güzel kokular sürünülür. Câmi’ye giderken sessizce tekbîr de getirilir. Câmi’ye gidilir, bayram namâzı kılınır. Akrabâlara gidilemezse, aranır. Tebrikler olur. Duâlar alınır. Geçmişlerimizi de unutmamamız lâzım. Eğer kendi bulunduğumuz yerde ise bizzat gider, kabrlerini ziyâret ederiz. Edemiyeceksek, hiç olmazsa bir Fâtiha, onbir İhlâs okuruz ve hediyye ederiz.
Ramazân-ı şerîn kendisi mubârek, gündüzü mubârek, geceleri de mubârekdir. Bu gece de bayram gecesidir. [Kurban bayramı geceleri bir gün sonra geliyor, ama Ramazân-ı şerîf geceleri bir gün öncesinden geliyor.] Dolayısıyla bu gece de mubârekdir. Âhirete intikal edenleri hâtırlamak gerekir. Bugünler, sevâblar katlayarak verilen zamân dilimidir. Bunları ganîmet ve fırsat bilmeli.
Bu vesîle ile biz de, başta büyüklerimiz olmak bütün üyelerimizin, bütün âlem-i islâmın Ramazân-ı şerîf bayramlarını tebrîk ediyoruz. Cenâb-ı Hak hayrlara vesîle kılsın. Feyzinden ve bereketinden istifâde etmeyi nasîb ve müyesser eylesin inşâallahü teâlâ.
[Sadaka-i fıtrı vermeyenler varsa, bayram namâzına kadar verebilir. Hanefî mezhebinde bayram namâzından önce vermek efdaldir veyâ orada vâcib olur ifâdeleri geçiyor. Artık orası sondur, vermek lâzımdır. Unutup, veremeyen bayram namâzından sonra da verebilir.]
Bugün kurban bayramının ikinci günü, neler söylersiniz efendim?
[ad_1]
Bugün kurbanlar kesilmeye devâm ediyor, hatta üçüncü günü güneş batana kadar [şâfi’î mezhebinde dördüncü günü de] kesilebiliyor. Teşrîk tekbîrleri de, dördüncü günü ikindi namâzına kadar devâm ediyor. Bunu da unutmamak gerekiyor. İnsan tek başına namâz kılarken unutabiliyor. Ama cemâatle kılınsa, bir tanesi uyanık olur ve o hâtırlatıverir. Burada cemâatle namâz kılmanın önemi de çıkıyor.
Kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günü, bu üç gün içerisinde kişinin elindeki kullanmadığı mallar, çeyizler varsa nisâba dâhil ediyor. Yalnız kurbanın vâcib olabilmesi için beş tane şart bildirilmiş; müslümân olacak, akıllı olacak, bülûğ çağında olacak, mukîm olacak ve kurban nisâbına mâlik olacak. Bunlardan birisi yoksa kurban kesmek vâcib olmaz. Kurban bayramının birinci ve ikinci günü seferî olup, üçüncü günü vatan-ı aslîsine dönenin kurban kesmesi lâzımdır. Birinci ve ikinci günü mukîm olup da, kurban kesmeyen bir kimse de üçüncü günü sefere çıksa kurban kesmek vâcib olmaz. Çünkü her ibâdet vaktin sonunda farz veya vâcib olur. Kurban da böyledir, buyuruluyor. Ama bu kimse üçüncü gün güneş batmadan seferdeyken geri gelmiş olsa, yine kesmesi vâcib olur. Meselâ namâz da her vaktin sonunda farz olur. Biz vaktin başında farz namazı kılınca, nâfile kılmış olmayız, farzı yerine getirmiş oluruz. Diyelim ki, daha öğle namâzını kılmadan İstanbuldan Boluya gitmemiz gerekti. Yola çıkmadan, evvel vaktinde kılsaydık mukîm olarak kılacaktık. Ama vaktin sonuna doğru yolda kılınca seferî olarak kılmış olduk. Dolayısıyla kurban bayramında da önemli olan kurban kesen kimsenin, kurban kesilirken mukîm veya seferî olmasıdır. Hayvan kesilirken mukîmsek, vacib sevâbı alırız, değilsek nâfile olur. Hayvanın seferî olma durumu söz konusu olmaz.
Bir evde kim nisâba mâlikse, o kurban keser. Meselâ kendisi nisâba mâlik iken kesmeyip de, hanımın gönlü olsun, kırılmasın, bu sene de ona keselim diye, nisâba mâlik olmadığı hâlde hanımına kesecek olursa, kendisi günâha girer, borçlu kalmış olur. Onun için, evde bulunanların herbirinin zekâtta, sadaka-i fıtrda, kurbanda, hesâblarına ayrı ayrı bakılır. Bu iş nöbetleşe değildir, nisâba mâlik olup olmamaya bağlıdır.
Bugün kurban bayramının birinci günü olması sebebiyle kurbanla ilgili bilgiler verir…
[ad_1]
Kurban bayramının birinci günü olması sebebiyle, dün Arefe idi, Arefe günü sabah namâzından itibâren başlayan teşrîk tekbîrleri var. Yirmiüç vakit devam ediyor. Dördüncü günü ikindi vaktine kadar devam ediyor. Senede bir defa geldiği için unutulabiliyor.
Namâz, zekât, oruç nasıl bir ibâdetse, kurban da Rabbimizn bir ibâdetidir, malla yapılan bir ibâdetdir, bir fedakârlıktır. Kurban kesmek, İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinin ictihâdına göre vâcibdir. Diğer üç mezhebde, vâcib makâmında müekked sünnetdir. Kur’ân-ı kerîmde açıkça, (Kurban kes!) emri var. Kurban kesmek vâcibdir, ama etini dağıtmak müstehabdır. Kurban kesmek, fakîr-fukarânın et ihtiyacını karşılamak için olan bir ibâdet değildir. Bu manâda kullanıp, kurban kesimini kaldırmak istiyorlar. Allahü teâlânın bu emrine şeytânlaşmış, mücessem nefs hâline gelmiş olan insanlar da buna karşı çıkıyor. Allahü teâlâ Muhammed aleyhisselâmın ümmetine kurban kesme ibâdetini emretmiştir ve kesilecek hayvanlar da hadîs-i şerîflerle açıklanmıştır. Bunlar koyun, keçi, sığır, deve. Bunun dışındaki hayvanlardan kurban olmaz. Koyun ve keçiyi bir kişi, sığır ve deve bir kişiden yedi kişiye kadar ortak olup kesilebilir. Kurban keserken de, çift sayıda kimseler birleşip de kurban kesmiş olsalar, herhangi bir mahzuru söz konusu olmaz.
Kurban bayramı bir et bayramı değildir. Yani kesip de et dağıtmak bayramı değildir. O fakîr fukarâ sadece kurban bayramında yok ki. Senede iki defa hâtırlanmaz ki. Kesilen hayvanın eti, fakîr-fukarâya verilirse ihsân edilmiş olur. Fakîrlerle zenginler arasında muhabbetin gelmesine sebep olur. Birçok faydaları söz konusu olacaktır. Ama mutlak sûretle verecek diye bir emir yok. Zekâtda var. Sadaka-i fıtr vâcibse mutlaka verilecek. Kurban, nisâba mâlik isek mutlaka kesilecek. Ama eti mutlaka dağıtılacak diye bir emir söz konusu değildir. (Bu, fakîr ve fukarânın et ihtiyâcını gidermek olduğuna göre, et yemese de olur, parasını veriverelim) şeklinde düşünenler kendi, kafalarına göre söylüyorlar, kurban ibâdetini ortadan kaldırmak istiyorlar. Sokağın ortasında kesmek, hayvana eziyet etmek elbette ki uygun değildir. Zaten kitaplarda da böyle yapın denmiyor. Bu, insanlar dînini bilemedikleri ve bu konuda da bir gayrete girmedikleri için olur.
Kurban bayramı demek, sadece kurban kesmekle meşgûl olmak demek değildir. Bu bayram da elbette sevinç günüdür. Eğer cenâb-ı Hak bir imkân verdiyse, bir kimse kurbanını kestiyse, Allahü teâlâya elbette şükredecektir.
Kurban namazı diye bir namaz yok ama böyle bir ibâdet kendimize nasîb olduğu için, iki rek’at Allah rızâsı için namaz kılabiliriz. Bu kıldığımız namazı da meselâ, ilk kazaya kalan sabah namazının farzına ve yâ Rabbî! Bu verdiğin nî’mete şükür olarak… diye niyet ederek kılabiliriz. Bunun herhangi bir mahzuru yoktur.
Bugün bayramın dördüncü günü, bugün için yapılacak bir şey kaldı mı?
[ad_1]
Kurban kesme işi dün bitti. Sadece teşrîk tekbîrlerini ikindi namâzının farzı kılındıktan sonra da söyleyeceğiz ve bitecek. Bugün de ikindi namâzı ile beraber yapılacak herhangi bir şey kalmamış oluyor.