[ad_1]
mehmet avci
Cilbâb ne demektir?
[ad_1]
Örtü demekdir. Bir hadîs-i şerîfde, erkeklerin cilbâbı tabîri geçiyor. Demek ki bu kelime, kadınlara mahsûs olarak kullanılmamış. Belli dönemlerde, çarşafa da cilbâb diye isim verilmiş. Ama dînî terimde, erkeklerin giydiği uzun gömleğe de cilbâb denilmiştir. Dolayısıyla cilbâb, sadece kadınlar için kullanılmamış, erkekler için de kullanılmıştır. Onun için, bu sadece çarşafa verilen isimdir demek yanlıştır. Kadınların örtünmesi konusunda Kur’ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde belli bir forma bildirilmemiştir. Şununla örüneceksiniz, buyurulmamıştır. El ve yüz hariç, bedenin şekli şemâli belli olmayacak şekilde herhangi bir örtüdür. Herkes bulunduğu iklime göre o örtüsünü kullanır.
Çiğ et yemek haramdır buyruluyor. Bu durumda çiğ köfte (sucuk, pastırma)…
[ad_1]
Çiğ köfte içerisine atılan baharatlarla, tuzla, yoğurularken kendine has olarak pişme meydana geliyor. Pişme deyince ille de, ateşte pişme olarak anlamamalıdır. Mesela pastırma ateşte pişmiyor. Çiğ ettir pastırma. Sucukta öyle. Sucuk, baharatla hemhal edilince pişme işlemi gerçekleşmiş oluyor. Pastırmada, güneş altında kuruyunca pişmiş sayılıyor.. Mesela Peygamber efendimizin heybetinden kalbinde korku hasıl olan birine “Korkma bende senin gibi kurumuş et yiyen bir kadıncağızın oğluyum” cevabı var. O coğarafya da pişirme yöntemlerinden biri de, etleri kurutmaktır. Zira başka türlü saklayamazlar. Eshabı Kiram efendilerimizin hayatlarını okurkende, orada “yanımda kurumuş et vardı” ifadesine defalarca dinleyicilerimizde rastlamışlardır. Görüldüğü üzere et, pişmeden, güneşte kurutulup çiğ olarak yeniyor. Dolayısıyla pişmeden kasıt; güneş vasıtasıyla, ateş vasıtasıyla, baharat vasıtasıyla belli bir takım işlemlerden geçmesidir. Dinimizin men ettiği ise hayvanı kesip hiçbir işleme tabi tutmadan yenmesidir. Allahü teâlâ insanın mide ve barsaklarını, eti çiğ olarak yiyip, hazmedecek, bunu eritecek kapasitede yaratmamış. Bu kabileyeti vermemiş. Ama timsahı öyle yaratmış. O özelliği ona vermiş. Kemiğiyle, tüyüyle, çamuruyla yutuyor. Kırmıyor, bütün bütün yiyor. Yılanda böyle. Bize böyle özellik verilmemiş. Kısacası çiğ köfte yapılırken; tuzla, baharatla vs. pişme gerçekleşiyor, pastırma güneş altında kuruyunca pişmiş gibi oluyor, sucuk baharatlarla hemhal edilince pişmiş sayılıyor. Bu sebeple, bunların yenmesinde mahzur yok.
Çift vardiyalı çalıştığımız için, namâzda acele ettiğimiz oluyor. Böyle durumlarda namâzı…
[ad_1]
Öyle durumlarda [çok zor durumlarda] sünnetleri kılmazsınız. Kısa sûreleri okursunuz. Rükü’daki ve secdedeki tesbîhleri yerine göre bire bile indirebilirsiniz.
Cezaevine müftülükten görevliler geliyor. Bize (Tam İlmihal)i okumayın dediler. Sebebini sordum.…
[ad_1]
(Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbı, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâbından nakiller yapar, Ehl-i sünnet itikâdını anlatır. Dört mezhebin hak olduğunu bildirir ve müslümânların bu dört mezhebden birisine tâbi olmasının şart olduğunu uzun uzun anlatır. Yetmişiki bid’at fırkasının bid’at olduğunu ve doğru yoldan ayrıldıklarını net bir şekilde bildirir. Kendi kafalarına göre yorum yapanların İslâmiyyetle alâkalı olmadıklarını bildiriyor. Daha doğrusu kimin yanlış, kimin doğru olduğu (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye)de bildiriyor.
İtikâdlarında bozukluk varsa, (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye)yi okudukları zaman da itikâdlarının bozuk olduğu açığa çıkacak. Dolayısıyla, itikâdı bozuk olanlar, Ehl-i sünnet olmayanlar (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbına düşmandır. Bunların etiketi, kariyeri, mezun oldukları yer veya istihdam oldukları yer neresi olursa olsun hiç önemli değildir.
Biz hanefi mezhebindeniz, (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) de hanefi mezhebine göre yazılmıştır ve orada mâlikî ve şâfii mezhebine göre Lüzumlu olan bazı konularda o mezhebdeb de bazı hükümler bildirilmiş. Fıkıh bilgilerinde, hanefi mezhebinin temel fıkıh kitâbı olan İbni Âbidin esas alınarak naklediliyor. Diğer kitâblardan da nakiller alınmış, müellifleri hakkında da bilgi verilmiştir.
Yarasanın nasıl güneş ışığına tahammülü yoksa, (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) aldığı nakiller itibâri ile güneş ışığı gibidir. Bu nurdan, bu ışıktan yarasa misâli itikâdı bozuk olanlar gocunmaktadır. Bunun için de o kitâbı okumayın diyorlar. O kitâp okunduğu zaman bunların foyosu meydana çıkacak. Îmânı kurtarmak için mutlaka bu kitâpları okumalıdır.
Ceza namazı diye bir şey var mıdır?
[ad_1]
Böyle bir şey yok. Uydurulmuş.
Ceza evindeki mahkumlara kader mahkumu demek uygun mudur?
[ad_1]
Geniş anlamda düşünüldüğü zaman denebilir. (Bunun suçu yok, kaderi böyle idi, cinayet işledi, yoksa adamın suçu yoktu) manâsında söyleniyorsa yanlış olur.