[ad_1]
Bu yemin olmaz. Bunun için tövbe istiğfar edilir ve sadaka verilir.
[ad_1]
Bu yemin olmaz. Bunun için tövbe istiğfar edilir ve sadaka verilir.
[ad_1]
Düzelebilir. Çünkü akîka, çocukları belâ ve musîbetlerden korur. Bir de çocuklar, din-i islâmın emrine ittibâ eder, tövbe ve istigfâra devam ederse, onlara da iş rastlayıverir ve evleri de bereketli olur.
[ad_1]
Tabii. Erkek çocuk için iki tane kesilecek. Eti zengin, fakir herkese ikrâm edilebilir. Vekâlet verilebilir. İhlâs Vakfı öğrenci yurtlarındakiler bu meseleyi biliyor. Onlara vekâlet verilir.
[ad_1]
Önceki çocuk, sonraki geleni kıskanabilir. İlgi çekmek için de yapabilir. Cenâb-ı Hakka sığınılır. (Bunun gönlünde böyle bir şey varsa, bunu izâle et yâ Rabbî!) diye duâ edilir.
[ad_1]
Bir başkasının okumasına gerek yok. Babanın evladına yapmış olduğu dua kabul olur, buruluyor. Eğer küçükse, okur üzerlerine üflersiniz. Çocuklar telaffuz edebilecek duruma gelmişse, (Lâ havle velâ…) öğretilir. Düzgün telaffuz etmesi için de yardımcı oluruz. Çocuk buna inanırsa mutlaka ona faydası olur. Bid’at sahiplerine okutmamalıdır.
[ad_1]
İkindiye eve yetişiyorlarsa, hanbeli mezhebine niyet edip, hemen eve gelince abdest alıp, (Niyet ettim hanbeli mezhebine uyarak, öğle namâzının farzını, ikindi vaktinde kılmaya), sonra (Niyet ettim ikindinin farzını kılmaya) diyerek cem edilebilir. Fakat önceden tedbir alması, bir zahmete katlanması gerekir. Şimdi bu zahmet ve meşakkate katlanılmıyor. Anne baba da şefkatli ve merhametli davrandığını zannediyor. Bu yollar da öğretilmiyor. Burada en büyük vebâl, hata anne babadadır. Anne babanın bu meseleleri çok iyi bilmesi lâzım ki, çocuğa lâzım olunca değil, önceden alt yapısını oluşturmalıdır. Çocuk şunu bilmeli ki, dört mezhebden hanbeli mezhebinde, çok zarûri durumlarda, öğle ile ikindiyi öğle veyâ ikindi vaktinde, akşamla da yatsıyı akşam veyâ yatsı vaktinde cem ederek [birleştirerek] kılmak câizdir. Ancak bu, çok zarûri durumlarda olmalı, diğer durumlarda gerekir ise, helâda bile vaktinde kılınabilir. Bunu bile denemek lâzımdır. Bunların hiçbirisini denemeden, hiçbir zorluğa katlanmadan, böyle yapalım demek uygun olmaz.
[ad_1]
Tabiî, bülûğa ermeden önce nefs yoktu. Bülûğa erince nefsin istek ve arzûları da devreye girdi. Kendisini de adam yerine koyar. Dolayısıyla çocuklarınız bülûğ çağında ise isyân ederler. Namâz ağır gelir. Çocukların arkadaşlarına da dikkat etmeli, duâ etmelidir. Arkadaşları da namâzında niyâzında olursa, onlar birbirine destek verir. Onların birbirine olan sözleri ağır gelmez. Bulamadıysak, duâ emeye ve çocuklara namâz kılmalarını söylemeye de devam etmelidir. Bundan geri durmamalıdır.
Namâz konusunda tavîz vermemelidir. Çünkü, Ehl-i sünnet itikâdında amel îmândan cüz değildir. Bir kimse günâh işlediği zamân kâfir olmaz. Ama namâz konusunda ittifak yok. Yanî, (Mü’min namâz kılar, mü’min olmayan namâz kılmaz) meâlindeki hadîs-i şerîfler var. İmâm-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri gibi zâtlar, (Namâz îmândandır) buyurmuşlar. Yanî, namâz kılmayan kâfir olur. Namâz vakti girdiği hâlde kılmazsa, kılmak istemezse, kılmadığı için üzülmezse îmânı gider, diyen âlimler var. Bunun için de namâz, başlı başına bir kimsenin mü’min olup olmadığının alâmeti olarak da geçiyor. Bunun için namâz konusunda titiz davranmalıdır. Şimdi çocuğun nefsine ağır gelir, bağırır, çağırır ama, yarın ileride duâ eder.