[ad_1]
Ramazan-ı şerifde, Cuma günü ölmek büyük nimetdir. O günün hâtırına kabir suâli sorulmaz, azâb varsa durdurulur. Ama Cuma gününden sonra bazılarına başlar. Kâfirin ve fâsıkın azâbı başlar.
[ad_1]
Ramazan-ı şerifde, Cuma günü ölmek büyük nimetdir. O günün hâtırına kabir suâli sorulmaz, azâb varsa durdurulur. Ama Cuma gününden sonra bazılarına başlar. Kâfirin ve fâsıkın azâbı başlar.
[ad_1]
Hayır. Ona, (Niyyet ettim üzerime en son farz olan kılmadığı öğle namâzına) diye niyyet edilerek kılınır. Başka niyyetle kılınmaz.
[ad_1]
Doğru, kitâplarda aynen böyle yazıyor. Perşembe günü öğleden sonra, cumartesi öğleye kadardır. Bu da, Cumanın bereketindedir. Diğer zamânlarda da gidip, kabir başında beklenir ve hep o düşünülürse, yine bağlantı kurulur, gene tanır.
[ad_1]
Hiçbirisi uygun değildir. Zaten bugünki hutbeler de uygun değildir. Hutbe namaz gibidir, dolayısıyla arâbi lisân ile okunur. Osmanlılar döneminde Cumadan önce vaaz konmuştu. Anlatılacak konuyu ifâde ediyorlardı. Cumanın bereketi için gideriz, ama zuhr-i âhiri de mutlaka kılarız.
[ad_1]
Tam Cuma vakti olur, diyenler de var. Yani her şehirde Cuma ezanı, öğle ezanı okunduktan sonra, tam Cuma iç ezan okunduğu zaman dilimi içerisinde olduğunu söyleyenler de var. Bunu söyleyenler de âlimler, [müctehid âlimler]dir. Ve müctehid âlimlerden çoğunluğu ikindi ile akşam arasıdır, bu zaman dilimidir, buyuruyorlar. Orada yapılan dua red edilmez, buyruluyor. Cuma günü sadaka verip, istiğfar okunur. Ondan sonra ikindi ile akşam arası (İslâm Ahlâkı) kitabında Cumanın adabları, edebleri, müstehabları anlatılırken, orada; ”Yâ Allah, Yâ Rahman, Yâ Rahîm, Yâ Kaviyyü, Yâ Kâdir” duası var. İkindi namazını kıldıktan sonra bu duayı seccade üzerine oturup, istenen kadar okunur, sayı yok. Sonra arkasına dua edilir. Arkasına bir Fâtiha, üç İhlâs-ı şerîfe okunur. Başında, sonunda salevât-ı şerîfeler okunur. Sonra Peygamber efendimize (aleyhisselâm), tüm peygamberlere (aleyhimüsselâm) Eshâb-ı kirâma (aleyhimürrıdvan) ve hatırladığımız islâm âlimlerinin, evliyâların isimlerini zikredip, onların ruhlarına hediye edilir. Ondan sonra da elleri açarak; ”Ya Rabbi bunların hâtırı ve hürmetine…” diye dua edilir.
[ad_1]
Bu durumda, asr-ı saniye kadar öğle namazını kılabilirsiniz. Böylece namazınızı kazaya bırakmamış olursunuz.
[ad_1]
Cevşenin kitâplarda olmadığı bildiriliyor. Ehl-i sünnet âlimlerinden bir tanesi bile onu nakletmiş olsa, bunların kitâplarında bildirilmiş olsa idi, onlar hüccet idi. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâplarında o hadîs-i şerîf muvcutsa, o mutlaka sağlam demektir.
[ad_1]
Tekbir getirmeden de okunabilir, gerek yok.
[ad_1]
Oradakilerin hepsine hediye edilmez. Çünkü (Se’âdet-i Ebediyye) kitâbının arkasındaki isim fihristinde sadece İslâm âlimleri yazılı değildir. Bu isimlerin içerisinde gayr-i müslimler de var. Putperest olanı da var. Meselâ, Volter de anlatılıyor. Dolayısıyla (Se’âdet-i Ebediyye) kitâbının isim fihristinde ismi geçen kimselerin hepsi makbul insanlar manâsında anlaşılmasın. Ama Silsile-i aliyye diye bildirilen o isimlerin hepsi mübarektir. Hayatları anlatılan, bilgi verilenlerin içerisinde uygun olanlara hediye ettim denebilir.