[ad_1]
Herhangi bir mahzuru yoktur. Doğum günü zaten hıristiyanlara bizden geçmiştir. Ama mum yakmak, üflemek, haram şeyler sokuşturmak bizde yoktur. Normal şekilde çay, pasta ikram edilir.
[ad_1]
Herhangi bir mahzuru yoktur. Doğum günü zaten hıristiyanlara bizden geçmiştir. Ama mum yakmak, üflemek, haram şeyler sokuşturmak bizde yoktur. Normal şekilde çay, pasta ikram edilir.
[ad_1]
Doğum günü kutlamak, zaten hristiyanlara da müslümânlardan geçmiştir. Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” doğum günü, Rebî’ul-evvel ayının 12. sinde dünyâyı şereflendirdiği için mevlid kandilidir. Mevlid, doğum demektir. Doğum günleri kutlanabilir. Yalnız, mum yakmak, harâm karıştırmak uygun değildir.
[ad_1]
Tabii okunabilir. Bütün duâların hepsi okunabilir.
[ad_1]
Sıkıntılı zamanlarda yapılan dualar kabul olur. Doğum sıkıntılı bir andır. Ölüm daha da sıkıntılıdır. Daha önce istigfâr edenin hâtırına o anda gelebilir.
[ad_1]
Allahü teâlâ rahmet eylesin Enver abiler toplantılarda, “Doğmak ölümün habercisi” diye anlatırlardı. İnsan gaflet sebebiyle bu sözü bazen idrak edemiyor. Ama biraz düşünüce, hakikaten doğmanın ölümün habercisi olduğunu anlıyor. Doğa olaylarına bile bakınca insan bunu idrak edip, ibret alıyor. Mesela, sonbahardayız, kış geliyor. Bakıyorsun… Bütün ağaçlar yapraklarını döküyor ve sularını çekiyor. Ağaç, kış uykusuna kupkuru vaziyette yatıyor. Baharda ise yeniden hayat buluyor. Ağaçlarda yeni yapraklar zuhur ediyor. Taptaze, capcanlı ağaçlar meydana geliyor. Yapraklar yeni yeni kıpırdanıyor. Yazın ise yaşamının zirvesinde oluyor, gelişiyor, büyüyor. Sonbaharda sararıp, soluyor. Kışın gelmesi ile de ölüyor. Tıpkı insan gibi; doğuyor, gelişiyor, büyüyor, yaşlanıyor ve sonunda ölüyor. Her canlı böyle. Bütün Peygamberler (aleyhimüsselam), bütün din büyükleri (şekkerallahü teâlâ sa’yehüm) bunu haber vermişler, insanlara anlatmışlar. Peygamber efendimiz (Lezzetlere son veren ölümü çok hatırlayınız) buyurmuşlar. Ölümle ilgili pek çok hadis-i şerif kitaplarda zikredilmiş, anlatılmış. Din büyükleri, burası geçici vatandır, buraya yatırım yapmakla uğraşmayın, yatırımınızı ahirete yapın diye anlatmışlar. Bu nakli çok kimse yanlış anlıyor, ev yapmayacak mıyız, iş kurmayacak mıyız şeklinde soruyor. Orada kastedilen şu: Ev yap, villa yap ama bunların sevgisi seni ahiret yolundan ayırmasın. Bunların sevgisi kalbe girecek olursa, ahirete yarar işler yapmak zorlaşır. Bunları kalbe sokmayın deniyor. Birisi Enver abilere gelip, sıkıntısını arz ediyor. Enver abiler de: (Bu Dünyayı bir gemi gibi düşün. Dünya üzerinde 7 milyar insan var. Bu geminin de 7 milyar koltuğu olsun. Her insana bir tane… Bunlar yolcu… Geminin belli istikameti var. Duracağı yolcu alıp, indireceği yerler var. Bazı limanlarda duruyor ve yolcuları indiriyor, bu ölüme benzer. Ve buradan yolcu da alıyor, bu da doğuma benzer. Bu olacak. Önüne geçilemez) buyuruyorlar. Öyle ya… İnsanlar bir şekilde ölecek. Trafik kazasında, depremde, maden faciasında, bir vesile ile ölüm gelecek. Cenab-ı Hak nasıl takdir etti ise öyle vuku bulacak. Bizimkisi nasıl olur, bilemiyoruz ama olacak. Ömür bitecek. Her gün doğum haberleri, ölüm haberleri alıyoruz. Bu yaşanacak. Allahü teâlâ maden faciasında ve diğer sebeplerle vefat edenlere rahmet eylesin. İstanbul’da her gün cenaze arabası görüyoruz. Bazen dolu, bazen boş… Biz de o tabuta gireceğiz, istesekte istemesekte olacak. Korkunun ecele faydası yok, bu başımıza gelecek. Onun için Din büyükleri kitaplarında, Peygamber efendimiz buyurdular ki: “Mûtu kable ente mûtu” (Ölmeden önce ölünüz) diye naklediyorlar. Ne demek ölmeden önce ölmek? Ehl-i sünnet âlimleri onu da açıklamışlar; Öldükten sonra başa neler gelecekse başına gelmiş bil. Kendini ölmüş kabul et. Sana ne soracaklarsa, onlara cevabını hazırla. Ona göre yaşa. Onunla bununla kavga etmeyi, didişmeyi bırak. Gıybet etme. Ölü hiç kavga eder mi? Siz ölünün tartıştığını gördünüz mü? Onun için ölü gibi ol diye şerh etmişler… Ve yine ehl-i sünnet âlimleri: “Kavga iki diri arasında olur.” buyurmuşlar. Zira, birisi ölü olursa kavga olmaz. Karşıdaki konuşur, söylenir; ölü olan cevap vermez. Zira faidesiz olduğunu bilir. İkisi de ölü olursa, o zaman Cennet olur, Cennet nimetleri başlar orada. Kavgaların tek sebebi; BEN… BEN HAKLIYIM… demektir. Karı-koca, komşu, iş yeri, sokak kavgaları hep bu yüzden olmaktadır. Allahü teâlâ hepimizin sonunu hayreylesin. Ahir ve akıbetimizi hayreylesin inşâallahü teâlâ
[ad_1]
Seferilik meselesinde, iki tane vatandan bahsediliyor. Üçüncüsünün pek önemi yok. Birisi vatan-ı aslî, öbürüsü de, vatan-ı ikâmet. Bir kimsenin doğduğu yer, vatan-ı aslîsidir. Aynı yerde evlendi ise, vatan-ı aslîsi değişmemiştir. Aynı yerde oturuyorsa, yine değişmemiştir. Vatan-ı aslîde seferi olunmaz. Vatan-ı ikâmette, onbeş günden az kalırsanız, seferi olursunuz.