[ad_1]
Secde-i sehv yaparız. Terkinde ve tehîrinde buyruluyor, yani o namâzı yine o şekilde kurtarabiliriz.
[ad_1]
Secde-i sehv yaparız. Terkinde ve tehîrinde buyruluyor, yani o namâzı yine o şekilde kurtarabiliriz.
[ad_1]
Secde-i sehv yaparız ve tehıyyâtdan Rabbenâ… ya kadar okuyarak selâm veririz.
[ad_1]
Kalkacak, oturacak, sonra tehıyyât, salli-bârik, (Rabbenâ âtinâ…) okuyup selâm verip secde-i sehv yapacağız. Tehıyyâtdan (Rabbenâ âtinâ…)ya kadar okuyup selâm vereceğiz. Yanî, secde-i sehvle namâz kurtulur.
[ad_1]
Orada susmak, başka bir şey okumamak lâzım. Ancak mesbûk olan, [birinci veyâ ikinci rek’ate yetişemeyen] ka’de-i âhirede tehıyyâtı okuyacak ve susması evlâdır. Ama bir başka hanefî fıkıh kitâbında da, (Okunacak yerdir, susmak câiz değildir. Okumak gerekir. Orada kelime-i şehâdet söylenir). Burası imâmın ka’de-i âhiresi, ama bizim ka’de-i âhiremiz değildir. Yoksa ka’de-i ûlâda bekliyoruz.
[ad_1]
Çok yanlış bir şey. Olur mu öyle şey? Dört rek’atli veyâ iki rek’atli namâzda sırayı gözetmek gerekir. Meselâ bir kimse, sabah namâzının sünnetinde, birinci rek’atde (Era eytellezî…), ikinci rek’atde (Kul e’ûzü birabbinnâs…) okusa, farzda okuyacak bir şey kalmadı mı, bitti mi? Bu iki rek’at içerisinde o sıraya riâyet ederiz. Farzında gerilerden, (Yasîn-i şerîf, Vedduhâ, Amme, Nâziât sûresini) okunabilir. Hatta Bekara sûresine geçer, oradan başlanabilir. Hiçbir mahzuru yok. Söyleyen yanlış söylemiş.
[ad_1]
Hayır. Peygamber efendimizin zamânında Eshâb-ı kirâm vardı. Onlar bildirdiler. Bunlar da dinlediler ve kitâba geçirdiler. Hâdise bundan ibâretdir.
[ad_1]
İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinin kabri Bağdâddadır.
İmâm-ı Mâlik hazretleri Medîne-i münevverede, İmâm-ı Ahmed ibni Hanbel hazretleri Bağdâdda, İmâm-ı Şâfi’î hazretleri de Mısırda, kurâfe kabristanındadır.
[ad_1]
Dört mezheb de itikâdda aynıdır, Ehl-i sünnettir. Bunlar amelde dört mezhebdir. Bunlar itikâdda tektir. Her bir mezheb imamı Peygamber efendimizin farklı tatbîkatını almış ve bildirmiştir. Bunlar hanefi, maliki, şafii ve hanbeli mezhebidir. Bunlar mezheb kuruyoruz diye ortaya çıkmamışlardır. (İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe hazretlerinden dinlerini öğrenen müslümanlara hanefi denmiş…). Amelde de dört mezhebden fazlaydı ama bu dördü kalmıştır. İtikâddaki imamlarımız ise, İmâm-ı Mâtürîdî ve İmâm-ı Eş’arî hazretleridir.
[ad_1]
Bir şey duyuluyor, o duyduğunu kendine göre yorumluyor, bir de hüküm veriyor. Kitâplarda yazar ki, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimiz, helâl ve mubâh olan şeylerde teke riâyet ederlermiş. Onun için teke riâyet etmek [1,3,5,7,9,11 olması] müstehâbdır. Emir değildir. Dolayısıyla kurban ortaklığında bir kimse, 2,4,6 kişi birleşerek o kurbana ortak olarak kesebilirler.