Dörtyüz gram altını olan, doksanaltı gramını düşüp mü kırkta birinin zekâtını…

[ad_1]

Doksanaltı gram zengin olma ölçüsüdür. Doksanaltı grama ve daha fazlasına sahip olunca, dörtyüz gramın tamamının kırkta biri verilir.

Dörtbin lira param var, ev de benim üzerime, tasarrufu da bana…

[ad_1]

Kadının evi varsa kurban keser buyuruluyor. Cenab-ı Hak kadını evin nafakasından sorumlu tutmamıştır. Nafakadan sorumlu olan erkektir. Erkeğin kendi üzerine evi varsa bu ev (Hâcet-i asliyye)den kabul edilmiştir. Dolayısıyla bunu nisâba dahil etmiyor. Ama kadın, dînimiz açısından evin iâşesini temin etmekle mükellef değildir. Bu sebeble kadının evi varsa (Hâcet-i asliyye)den sayılmıyor. Sayılmadığı için de kurban nisâbına dahil ediliyor. Ama zekâtı verilmez.

Dört-beş kişi bir araya gelse biri Kuran-ı kerimi okusa diğerleri dinlese…

[ad_1]

Tabii ki hatim olur. Bir kişi okuyor. Sonuna kadar okumuş olsa, hatim olur. Dört kişi de hatim dinlemiş olur. Beş tane hatim olabilmesi için, diğerleri de tekrar ederlerse olur.

Dört yaşındaki çocuğun yetiştirilmesi konusunda nelere dikkat edilmelidir?

[ad_1]

Çocuğa zaten beş ve altı yaş arasında, beş duyu organı arasındaki idrâk gücü ve kuvveti verilir. Yedi yaşında da akıl verilir. Yedi yaşı ve yukarısına akıllı çocuk denir. Dolayısıyla bu yaşlarda çocuk akıllı değil, zekîdir. Kavrama kâbiliyyeti fazladır. Zihin berraktır. Gördüklerini [davranış biçimi, sözler] fotoğraflar. Dolayısıyla çocuğun yanında, sık sık Allahü teâlânın ismi, Peygamber efendimizin ismi söylenir. Abdest alma, teyemmüm gösterilir. Namâz kılarken [rükü’da] sesli söylersiniz, o da duyar. Yemede-içmede Besmele, bitirdikten sonra elhamdülillah, yemekten önce ve sonra el yıkamak, [ama anne baba da buna riâyet edecek] alıştırılır. Meleke hâline gelir. Dolayısıyla çocuğun yanında yanlış şeyler söylemek, yapmak uygun değildir. Meselâ dört yaşındaki bir çocuğu eğitebilecek bir kimsenin, bu Hakîkat Kitâbevinin yayınladığı (İslâm Ahlâkı) kitâbını iyi okuması ve oradakileri anlaması lâzımdır. Onları hem çocuğa [azar azar] ifâde edecek, hem de yaşayacak.