Dua ederken büyükleri vesile ederek dua ediyorum, bunun bir mahzuru var…

[ad_1]

Hiçbir mahzuru yoktur. Kitâblarda, duanın kabul olabilmesi için önce istiğfar okumalı, hatta sadaka vermeli, sonra da dua ederken Allahü teâlânın sevdiklerini vesîle kılmalıdır. Onların hâtırı ve hürmetine demelidir, böyle yapılan duaların kabul olma ihtimâli daha yüksektir, buyuruluyor.

Doyduktan sonra yemenin harâm olduğunu biliyoruz. Peki bu haram, zinâ yapmak,…

[ad_1]

Harâm, harâmdır. Değişmez. O yemek harâm olmuyor, fiil harâm oluyor. Günâhların birbirlerine göre dereceleri farklıdır. Âhiretde verilecek cezâlar da bunlara göredir. Ama genel itibâriyle, harâm deyince hepsinde aynı anlaşılır. Derece farkı elbette ki vardır.

Doyduktan sonra yemek haramdır bunu biliyoruz. Birde insanın rızkı ezelde taktir…

[ad_1]

Boşa çıkmış olmuyor. Onun o kimsenin rızkı olduğu nereden biliniyor? Doyduktan sonra yemeye kalkılacak olursa harâma tevessül ediliyor. Ezelde Allahü teâlânın takdiri şartlar ve sebepler zinciri altındadır. Cenâb-ı Hak bizim tercihimize göre yaratır. Doyduktan sonra da yeriz ve harâm işlemiş oluruz ve bunun bedelini de öderiz. Biz, ezelde bizim için takdir edilenlerin ne olduğunu biz bilmiyoruz. Biz dünyada sadece bir tercih kullanıyoruz. Allahü teâlâ ezelde maddi ve mânevi rızıkları takdir etmiştir, taksim de etmiştir. Harâm yoldan isteyene bunu harâm yoldan, helâl yoldan isteyene de helâl yoldan gönderir. İnsanın mesûl olması da tercihlerine âittir. Allahü teâlâ emir ve yasaklarını bildirmiştir. Bizi serbest bırakmıştır. Harâmdan istenirse harâmdan yaratır, helâlden istenirse helâlden yaratır. Birisine mükâfat, birisine de mücâzât vardır.