Eltilerim, çocuklarını okula göndermiyorlar. Bu uygun mudur?

[ad_1]

Okula göndermemesi suçtur. Müslüman suç da işlemez, günah da işlemez. Okula giderek etiket sahibi olur, üniversiteyi de bitirir ve ondan sonra da Allahü teâlânın dînine uygun olarak çalışır ve hem de diğer insanlara numune olur. Etiketi ile, [diploması var] namaz kılıyor. İnsanlar ona bakar. Yaptıkları şey uygun olmaz.

Elmalılı Hamdi Yazırın tefsirini okuyanın zarar göreceğini nereden biliyorsunuz. Bilgi verir…

[ad_1]

Elmalılının kitabını okuduktan sonra namazı bırakanları da duyduk. Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır. Orada kendi nefsi devreye girdi. İkinci Abdülhamid han Cennet mekânın tahtan indirilmesinde, fetvâ eminini zorlayan şahıstır. Peygamber efendimizin vekilini indiriyor. Bunun vebâli çok ağırdır. Kalbde meydana gelen karartılar olur. Onun kitabını okuyanın da kalbine bu sirâyet eder ve dinden soğur.

Elmalılı Hamdi Yazırın kitapları okunabilir mi?

[ad_1]

Elmalı Hamdi Yazır, nakli esas almamış. Kendi ilmine güvenmiş. Kendi ilmine güvenerek yapacağı bir açıklama, murad-ı ilâhinin dışında olacağı gibi, âyet-i kerimedeki murad budur, iddasında bulunmakta çok tehlikelidir.

Meselâ, aynı dönemde yaşayan Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri ile karşılaşıyor. (Ben bir tefsir yazacağım, bu konuda bana yardımcı olur musunuz?) diyor. Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri bu konularda çok hassas. (Daha önce yazılmış tefsirler var, aynısını yazacaksan lüzumsuz. Gereği yok, yazılmış zaten. Yeni bir şey yazacaksan o da dalâlet olur) meâlinde, aralarında konuşma geçiyor. Fakat buna rağmen Elmalı Hamdi Yazır, onu yazmıştır. Onun tefsirini okuyarak dinden uzaklaşanları gördük. Nakli esas almadığı için kendi yorumu var.

Kim kitap yazarsa yazsın, nakli esas almayarak kendi yorumunu sokarsa, otomatik olarak zararlı olur. Biz tavsiye etmeyiz.

Elmalılı Hamdi Yazır hakkında bilgi verir misiniz? Bunun tefsiri okunabilir mi?

[ad_1]

Elmalılı Hamdi Yazır, Osmanlının son döneminde yaşamış, İkinci Abdülhamid han hazretlerinin tahttan indirilmesine ön ayak olan, fetva eminini, Sultanın tahttan hal edilmesi için fetva vermeye zorlayan şahıstır. Hâlbuki Cennet mekân ikinci Abdülhamid han hazretleri, Peygamber efendimizin “aleyhisselâm” vekili yani halifesidir. O fitnenin, karışıklıkların, kargaşaların çok olduğu dönemde din-i İslama milyonlarca hizmeti olmuş, Müslümanlara pek çok yardımı dokunmuştur, Abdülhamid han hazretlerinin. Yabancı devletlerin “Hasta Adam” dediği, yıkılması için her türlü oyunu oynadıkları o dönemde, 33 sene kimseye zarar gelmeden, devleti müthiş bir şekilde idare etmiş, ilm-i siyasetinde zirvesinde olduğunu bu vesile ile ispat etmiştir. O zamanlar aydın diye geçinen (buna Elmalılı da dâhil) pek çok kimse Abdülhamid han hazretlerine karşı çıkmışlar. Bu karşı çıkanlar, Cumhuriyet döneminde  âlim, fadıl, evliya diye tanıtıldı herkese. Gün gelecek hepsi bir bir açığa çıkacak. Bunların hepsi Cennet Mekân hazretlerine dil uzatmış, hakaret etmiş, haddi aşmışlardır. Zamanımızda da olduğu gibi din adamı kılığına girerek, Halife-i Müslime saldırmışlar, tahtan indirilmesi için ellerinden geleni yapmışlar. Yahudiler, İngilizler halifeyi tahttan indirmek için fitneyi körüklerken, bir kısım hâin kimseler, Kızıl Sultan hakaretini yaparken, bu Elmalılı da halifeye karşı gelenler arasında olmuş, fitneye âlet olmuştur. Abdülhamid han hazretleri, Dünyanın her yerindeki Müslümanların hamisi (koruyucusu), kollayıcısı, onların kıllarına dahi zarar gelmemesi için mücadele eden, (gelecek olursa, zalimlere haddini bildiren, bugünkü Müslüman ülkeler gibi çaresiz, aciz kalmayan) halifelik makamındaydı. Onu tahtan hal edilmesine sebep olmak, bütün Müslümanların birliğini bozmak demektir. Ondan sonra Müslümanlar mahvoldular (helak oldular). (Buna Filistin başta olmak üzere diğer ülkelerde yaşayan Müslümanlar delildir). Böyle bir veballi işe kalkışmak ne cürettir! Peygamber efendimizin aleyhisselâm nâibi, Müslümanlara zarar gelmemesi, rahatça yaşamaları, ibadetlerini yapabilmeleri için gece gündüz uğraşan, keramet sahibi, evliyalık ikliminde olan böyle bir zata karşı gelen iflah olur mu? Böyle bir sultana, Allahü teâlâ dostu Abdülhamid han hazretlerine “rahmetullahi teâlâ aleyh” karşı gelen, onun tahtan indirilmesine ön ayak olan kimsenin kitabı hiç okunur mu? Böyle kimsenin kitabını okumak fayda mı getirir, zarar mı? Bunu iyi anlamalı! Kitabın yazarı kimse, onun kalbindekiler okuyanın kalbine akar. Böyle kimsenin kitabının içi de, dışı da zulmettir, okuyana elbette zarar verir. Onun için tavsiye etmiyoruz. 

Elmalılı Hamdi Yazır hakkında bilgi verir misiniz?

[ad_1]

Osmanlının son döneminde yaşamıştır. Kitâbını tavsiye etmeyiz. İkinci Abdülhamid Han Cennet mekân hazretlerinin, tahttan indirilmesinde, fetva eminini zorlayan şahıstır. Böyle bir adamın kitâbını okumak da, insana fayda getirmez. Çünkü onun kalbindeki zulmet, okuyanın kalbine akar. Bu, halife-i müslimine cephe almış. İslâmiyeti koruyan, kollayan, müslümanların burnu kanamasın diye titreyen bir kimseye, herkes kızıl sultan derken, bu da muhalefet edenlerin içerisindedir. 

Elmalı Hamdi Yazırın kitabının uygun olmadığını söylemiştiniz. Fakat Tam ilmihalde Elmalı…

[ad_1]

Oradakilerin hepsine hediye edilmez. Çünkü (Se’âdet-i Ebediyye) kitâbının arkasındaki isim fihristinde sadece İslâm âlimleri yazılı değildir. Bu isimlerin içerisinde gayr-i müslimler de var. Putperest olanı da var. Meselâ, Volter de anlatılıyor. Dolayısıyla (Se’âdet-i Ebediyye) kitâbının isim fihristinde ismi geçen kimselerin hepsi makbul insanlar manâsında anlaşılmasın. Ama Silsile-i aliyye diye bildirilen o isimlerin hepsi mübarektir. Hayatları anlatılan, bilgi verilenlerin içerisinde uygun olanlara hediye ettim denebilir.

Elliikinci gece diye bir şey var mı?

[ad_1]

Yok. Çünkü Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm”, (Ölen kimse denize düşmüş ve yüzme bilmeyip, imdâd beni kurtarın diye bağıran kimsenin hâline benzer. Sadaka vererek, sevâbını ona göndererek imdâdına koşunuz) buyuruyorlar. Kırkıncı gece, hıristiyan ermenilerden girmiş. Elliikinci gece de nereden girdi ise, islâmiyyetde böyle bir şey yoktur.

Elli yaşları civarında bir bayanım. Erkek komşum selam verdi, gayr-i ihtiyari…

[ad_1]

Kitâplarda zarûret miktarı ifâdesi geçiyor. Ama buna rağmen yaptıktan sonra (estağfirullah) demek iyi olur.