[ad_1]
Evet.
[ad_1]
Ev almak için verince, para doğrudan doğruya o kimsenin tasarrufu altına girmiş. Artık sizin değil. Parayı geri verince, sizin elinize geçtiği an yeniden zengin olursunuz. Üzerinden bir sene geçince, ondan sonra zekât vereceksiniz.
[ad_1]
(İbni Abidin)de bu açık net bir şekilde bildirilmiş. (Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye)de de oradan alınarak naklediliyor. Nafakanın içine, yeme, içme, giyinme ve barınma giriyor. Bunlar sebebi ile zarurete düşen, karz-ı hasen dediğimiz faizsiz para da bulamasa, bu kimse kredi kullanabiliyor. Bu kimseye bu faiz olmuyor, günah olmuyor.
[ad_1]
Böyle nimete kavuşulmuştur, Allahü teâlâya verdiği bu nimetlerden dolayı şükür ve O’nun rızası için bir hayvan kesilir. Bunlara adak denmese bile adak hükmünde olur. Kurban bayramı dâhil olmak üzere istediği bir zaman diliminde kesilebilir. Eğer, kurban dendi ise kurban bayramında kesmesi iyi olur. Kesen zengin veya fakir olsun kendisi yiyemez. Anası-babası dedeleri ve büyük anneleri, evlatları, torunları, hanımı veya kocası bundan yiyemezler.
[ad_1]
Ev için kullanılabiliyor.
[ad_1]
Anormal bir şey değildir. İnsan tabiatının meyilleri var. Ev sevgisi, araba sevgisi namaz kılmaktan alıkoyarsa, harâm işlemeye sevk ederse, o kötülenmiştir. Yoksa, insan ev sâhibi olunca kiracılıktan kurtulacağız diye sevinebilir, kötülenmemiştir.
[ad_1]
Hanefi mezhebinde sünnet diyen âlimler var. Mekrûhdur, bid’atdir diyen âlimler de var. Hanefi fıkh kâidesine göre, bir konuda sünnetdir, müstehâbdır ve aynı konuya bid’atdir veya mekrûhdur denmiş ise, o işi yapmamak evlâdır. Dolayısıyla hanefi mezhebindeki müslümanların şehâdet okurken parmaklarını kaldırmaması lâzımdır. Şafii mezhebindekiler için mekrûhdur ifadesi yoktur, sünnetdir.
[ad_1]
Elbette irtibâtı kesmeyiz. Kesersek faydalı olamayız. Ama belli mesâfede olmalıdır. İçlerinden samimi olanlar varsa kitâp veririz.