Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri zamanında yaşamış İslam alimi diye tanıtılan kimseler…

[ad_1]

Çok kimse var. Aynı asırda yaşamış, görüşmüş olmak bir kıymet, değer ifâde etseydi.. Ebu Cehl Peygamber efendimizi “aleyhissalâtü vesselâm” gördü, aynı zaman diliminde yaşadılar. Firavun Musa aleyhisselâmı gördü, aynı zaman diliminde yaşadılar. Nemrud İbrâhim aleyhisselâmla aynı zaman diliminde yaşadılar. İbrâhim aleyhisselâmı ateşe attı, ateşin yakmadığını da gördü. Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” Ebu Cehl için, (Bu ümmetinin Firavunudur) buyurmuşlardır.

Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretlerini çok kimse görmüş. Meselâ, Hüseyin Hilmi efendi “rahmetullahi teâlâ aleyh” Fatihde, Müstekimzade’de idi. O sokakta bu zâtı görenler çoktu. Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretlerinin bildirdiği şekilde hareket etmedikçe, görmeleri hiçbir şey ifâde etmez.

Din ilimleri ikiye ayrılır. Akli ve nakli. Nakli olanları sekiz ana bölüme ayırmışlar. Tefsir, usul-i tefsir, hâdis, usul-i hâdis, fıkıh, usul-i fıkıh, kelâm, ilm-i kelâm.. diye bunları sekiz kısma ayırmışlar. Bunları destekleyen yirmi ana ilim daha var ve bunların da teferruatını bildiren seksen ilim var. Bu ilimlerin hepsinde mütehassıs olacak. Akli ilimlerde matematiğe, fiziğe, kimyaya hâkim olacak, bunları bilecek. Anotomiyi, astronomiyi bilecek. Bu akli ve nakli ilimlerde mütehassıs olduktan sonra zamanının fen bilgilerini bildikten sonra, ayrıca bu zât, kâmil ve mükemmil bir zâtın huzurunda kemâle gelmiş olacak. İnsan kendisi kemâle gelemez, mutlaka bir rehber lâzımdır. Üstâdı yoksa, üstâdı şeytandır.