Ehl-i sünnet olmanın alâmeti nedir?

[ad_1]

Bir kimsenin Ehl-i sünnet olduğunu anlamak için, eğer hayatta ise konuşmalarına bakılır. Eğer bu kimse hayatta değilse, bir kitâb falan yazdıysa kitâblarına bakılır. Ehl-i sünnetim diyor, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarından nakiller yapıyor ve onları büyük biliyor, onlara ittibâ’ ediyorsa, onları üstâd kabul ediyorsa Ehl-i sünnetdir. Yok, kendi kafasına göre yazıyor, açıklıyor, kendi yorumlarını din diye anlatıyorsa, Ehl-i sünnetle bir alâkası olmamıştır.
Bir kimse durup dururken âlim olmaz. Mutlaka bir üstâdı, bir rehberi olması lâzımdır. Rehberi olmayanlar şeytanın yolundadır. Nefsi ve kendi aklını ön plâna çıkarır, kendi düşüncelerini din diye anlatmaya başlar. Dolayısıyla böyle kimselerin nerede, ne şekilde ayağının kayacağını, Ehl-i sünnet itikâdında ne kadar kalabileceğini tahmin etmek çok zordur. Ayağı kayar, mezhebsiz olur, itikâdı bozulur gider. Onun için böyle durumlarda Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâbları okunur, sonra kitâb yayınlayan kimsenin kitâblarına bakılır. Onlara uyuyorsa ne âlâ, uymuyorsa beş para etmez.
Âlim, talebesi ile belli olur. Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretlerinin yetiştirdiği talebelerinin içerisinde, Hüseyin Hilmi Efendi “rahmetullahi aleyh” hazretlerinin yayınladığı (Tâm ilmihâl Se’âdet-i Ebediyye) var. Bu zât daha önsözünde diyor ki, (Bu kitâbın içerisindeki bilgilerin hepsini üstâdım Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretlerinden dinledim. Hocamın bize anlattığı ve bildirdiği o kaynakları arayıp bulmak, o kaynaklardan nakiller yaparak insanlar mutmain olsun diye ömrümü harcadım) buyuruyorlar.