[ad_1]
Çünkü kaynak farklı. Biz, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâplarından naklediyoruz. Onlar mezhebsizlerin kitâplarından naklediyor. Aradaki fark bu. İçinde elbette Ehl-i sünnet de var. Ama ters olan tarafta, mutlaka mezhebsizlerin kitâplarından naklediliyor. Uygun düştüğü zaman da Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâplarından okunmuştur, ihtilaf olmaz.
Hayzlı kadına Kur’ân-ı kerim okutuyorlar. Bu zarûret, ihtiyaç değildir. Kendi kafalarına göre harâm işlettirmek için yapıyorlar. Mâlikî mezhebini taklid etmek için ortada ne zarûret var, ne ihtiyaç var. Dişe dolgu veyâ kaplama yapıldığı zaman hanefî ve hanbeli mezhebinde gusül olmuyor. Bu müslümân mâlikî veyâ şâfiî mezhebini taklid eder, deyince, (Olmaz!) deniyor. Kendisine lâzım olmayan, emir olmayan bir şeyde harâm işlettiriyorsun, mâlikî mezhebinde vardır, diye taklid ettiriyorsun, ama cünüblükten kurtulmak için taklid etmek lâzımdır, deyince, (Olmaz!) diyorsun. (Sen cünüb kal, Cehenneme git! Hayzlı hayzlı Kur’ân-ı kerim oku, Cehenneme git!) demek istiyorsun. Mezhebsizlerden alınırsa, neticesi böyle olur. Dolayısıyla bunlardan bir şey de öğrenilmez.