[ad_1]
Dört mezhebden, hanefî ve hanbeli mezhebinde gusül abdestinde ağzın içini yıkamak farz. Farz demek, o olmazsa o ibâdet olmaz demektir. Dolayısıyla dişler kaplatılırsa, dolgu yaptırılırsa yıkanmıyor. Yıkanmadığı için de o farz yerine gelmiyor. Farz yerine gelmeyince, cünüblükden kurtulunamıyor. Cenâbet hâlde namâz kılınıyor. Yarın, âhiretde elbette ki bunun hesâbı sorulacak. Olur diyenler kendini kurtaracak mı? Ayağa giyilen meshle, yaraya konulan sargı ile bunun bir alâkasının olmadığı uzun uzun anlatılmış. Zarûret değildir. Zarûret olabilmesi için başka mezheblerde çıkış yolunun olmaması, o işin muhakkak yapılması lâzımdır. Dişsiz de yaşanabiliyor. Zarûret değil bu. İhtiyâçdır, o ayrı bir mesele. İhtiyâç hâlinde kaplattığımız zamân, mâlikî ve şâfi’î mezhebinde çıkış yolu var.
Geçenlerde İstanbul müftüsü, kurban konusunda, (Taklîd etmek her zamân için genel hükümdür) dedi. Tabiî ki genel hükümdür. Şâfi’î mezhebindeki sıkışınca, diğer üç mezhebden birisini taklîd ettiği gibi, hanefî ve hanbeli mezhebindeki bir müslümân da, sıkıştığı zamân, [kendi mezhebinde çıkış yolu yoksa] bir mezhebi taklîd edebilir. Dolayısıyla hanefî ve hanbeli mezhebinde olup da, dişini doldurtan veyâ kaplatan bir müslümân cenâbetden kurtulmak için mâlikî veyâ şâfi’î mezhebini gusül, abdest ve namâzda taklîd etmesi lâzımdır. O da, zor bir şey değildir. Sadece gusül abdesti alırken, (Niyyet ettim Allahü teâlânın rızâsı için gusül abdesti almaya, mâlikî mezhebine uymaya) diyecek. Alınış şekli aynıdır. Abdest alırken de, elini veyâ yüzünü yıkarken (Niyyet ettim abdest almaya, mâlikî mezhebine uymaya) diyecek, başının tamamını mesh edecek [çünkü farz], diğerleri aynıdır. Namâz kılarken de, (Niyyet ettim Allah rızâsı için öğle namâzının farzını kılmaya, mâlikî mezhebine uymaya) diyecek. Böylece hem cenâbetden kurtuluyor, hem de namâzları sahîh oluyor.