Ben zekatımı nasıl vereceğimi bilmiyorum. İzah eder misiniz?

[ad_1]

Zekât bir emirdir. İslâmın beş şartından birisidir. Kur’an-ı kerimde defalarca tekrar edilmiş ve bildirilmiştir. Farzdır. Fıkıh kitâplarında, Kur’an-ı kerimdeki ve hadis-i şerifdeki bildirilen hükümler açık net bir şekilde buyuruluyor. Dört türlü zekât malı vardır. Yani dört türlü şeye mâlik olan, bunlardan, yine dînimizin bildirdiği oranda bunlardan ayırıp, Allahü teâlâ böyle emretmiştir diye bildirilen yere verilir. Bu dört türlü zekât malından birincisi altın ve gümüştür. Allahü teâlâ altın ve gümüşü, insanlar arasında muamelede ölçü birimi olarak yaratmıştır.

20 miskal deniyor. Bir miskal de 4,8 gramdır. Dolayısıyla çarpınca karşımıza 96 gram çıkıyor. 96 gram altını veyâ bunun karşılığı dövizi, Türk lirası, parası olan bir kimseye dînimiz zengin diyor. Bu miktar elinize geçtiği zaman tarihi yazarsınız. Seneye o gün geldiği zaman, elinizdekileri, alacakları ortaya koyacaksınız. Kırkta birini ayıracak ve vereceksiniz. Her sene elimizde, 96 gram ve yukarısı kaldığı müddetçe zekâtı verilecek.

Ticaret malında da, neyin ticareti yapılırsa yapılsın, kırkta biri zekât olarak verilecek. Neyin ticareti yapılıyorsa, o maldan da verilebilir. Toprak mahsulü zekâtında, topraktan çıkan mahsulün, yağmur suyu ile sulanıyorsa onda biri, motorla sulanıyorsa yirmide biri verilir. Hayvan zekâtında da, koyun, keçi, sığır, deve, bunların ölçüleri, nisâbları farklıdır. Koyun, keçide kırktan yüzyirmiye kadar bir tane veriliyor. Ondan sonraki her yüze bir tane veriliyor. Sığır ve deve de ayrı bildirilmiş. (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye)de bunlar bildirilmiş ve yazıyor.